“Birlikte bir dilek feneri yapıp uçurmuştuk-şu senin tek başına yaptığın hani. Tam olarak gösteremesem bile çizdiğin şeyi gerçekten beğenmiştim. Sanırım hep istediğim halde gerçek hislerimi dile getirmek zor geliyordu. Burada olsaydın gülerdin bana. Gülüp etrafina neşe saçardın, her zaman yaptığın gibi. Sen cidden... her şeye hayat veriyordun. Bunca şeyden sonra, şimdi dahi, bana hayat veriyorsun.
Wei Ying, gerçekten takdire şayan birisin. Yeminimiz... onu hatırlıyor musun? Adaletli olmak, hiç pişmanlık duymadan yaşamak, zayıfa yardım edip kötülüğe dur demek için yemin etmiştik. Sen hep adaletin ve sevdiklerinin tarafında oldun. Feneri uçururken dilediğin dileği duydum. O an nedense hissetmiştim kalplerimizin bir olduğunu. Şu an bile kederli kalbimin her atışında seninki ile yan yana attığını biliyorum, hissediyorum.”
- dear wei ying, 11