Ben seni çok sevdim, Taehyung. Her şeyden, herkesten çok. Yazılmış bütün efsanelerden, destanlardan bile çok. Patroklos'un Achilles'i, Anthony'nin Kleopatra'yı sevdiğinden bile çok.
Mektuplarda bunu söyleme şansı elde
edemedim, yanlış anlayacağından korktum.
Ama artık korkacak hiçbir şeyim yok. Ölüyorum, ötesi yok.
Ve her şey için çok özür dilerim.
Affetmeyeceğini biliyorum. Affedilir olmadığını biliyorum ama yine de, çok, çok üzgünüm.
Umarım bir gün, en azından bir kez de olsa mezarımı ziyaret edersin. Senden tek isteğim bu.
İçinden gelmeyecekse zorunda değilsin.
Ben gelmesini umabilirim ancak.
Son olarak, yüzüğü hiç çıkarmadığımı söylemek istiyorum, Taehyung. Bir kez bile. Kolum kırılıp alçıya alındığında, hastalıktan elli iki kiloya indiğim ve parmağımdan kaymaya başladığında bile.
Asla.
Çünkü sana bir söz verdim. O sözü ölene dek tutacağımı söyledim.
Tuttum da.
Seni son nefesine kadar sevmeye devam eden,
Jungkook.