nevazahire
Link to CommentCode of ConductWattpad Safety Portal
Dedim insan, kendine dargın yürümektir insan. Yürüyorum diye yolda kalmamış sananların arasından, yarım deyince aklına ilk elma gelenlerin;
başıma ve ayaklarıma adın kadar taş düşürürken, kendime hiç, sana çok baktığım bir yanılgıdan geldim ve buradayım.
nevazahire
Gözünü seveyim, farzet ki anneme söylediğim yalanlar kadar o evden dişleri dökük çıktı şansım. O bulvar hâlâ kırmızın, güzel. O söz hâlâ yüzüksüz, güzel. O ismi neydi şimdi unuttum dediğin kamburumla gelsem de şimdi; elin yanlış, tutmak hiçinci şahıs ve burası burada değil.
•
Reply
DicleTurhan1
https://www.wattpad.com/story/393220590?utm_source=android&utm_medium=link&utm_content=story_info&wp_page=story_details_button&wp_uname=DicleTurhan1 Yeni bölüm k vote
nevazahire
Dedim insan, kendine dargın yürümektir insan. Yürüyorum diye yolda kalmamış sananların arasından, yarım deyince aklına ilk elma gelenlerin;
başıma ve ayaklarıma adın kadar taş düşürürken, kendime hiç, sana çok baktığım bir yanılgıdan geldim ve buradayım.
nevazahire
Gözünü seveyim, farzet ki anneme söylediğim yalanlar kadar o evden dişleri dökük çıktı şansım. O bulvar hâlâ kırmızın, güzel. O söz hâlâ yüzüksüz, güzel. O ismi neydi şimdi unuttum dediğin kamburumla gelsem de şimdi; elin yanlış, tutmak hiçinci şahıs ve burası burada değil.
•
Reply
nevazahire
İyi ki varsın Eren Bülbül.
nevazahire
Yaşadığımın farkında olmadığım gibi dökülüyor yaşlar gözümden. Ben böyle hep amansız ve zamansız ağlıyorum ya bu acı mağaramdan geliyor. Ağlıyorum gene farkında olmadan bir yıldıza çarpmış da yere düşmüş parçacıklar gibi dağılıyorum. Bu kadar mı çok sevdalandın Ay'a da bu tutulma gündönümleri bitmiyor.
nevazahire
Ah Nil kirpiklerimle yakarak sana Nil dolu mektuplar yazıyorum her gece, belki arka bahçelerin birinde bulur da birlikte okuruz diye. Nerde başlayıp niye buraya geldiğimi bilmiyorum. Bildiğim yaşama sevdalıyken, ölümü tırnaklarının arasında saklamaya çalışırken, yalpalayan çocukları çok özlediğim. Şimdi senin şiirinle iç sızıma mavi bir selam verelim Nil.
•
Reply
nevazahire
Sonra sen benim iç sızım bana Nilgün’ün kuşlarını yolla. Hani o ölüme uçarak atlayan kadının kuşlarını yolla. Ne demişti Nilgün: kuşlara iyi bakın. Kuşlarım yaralı oysa Nil. Sesi martı çığlığı kokan güvercinleri durmadan vuruyorlar Nil. Ve sabahlar artık daha da yorgun karşılıyor bizi. Herkes, herkese çok yabancıyken ben, sen ya da o niye bu kadar herkese benziyoruz ki. Diyordun ki Nil; ey iki adımlık yer küre senin bütün arka bahçelerini gördüm ben. Bütün arka bahçeler hep mi yabancıydı bize Nil?
•
Reply
nevazahire
Ağladım çünkü seninle konuşamadım. Ağladım çünkü sen beni görmüyorsun ve ben seni seviyorum. Bilmiyorsun, tabi nerden bileceksin. Sen ancak birisi öldüğünde duygusal yaklaşıyorsun. Senin duygu radarına girebilmek için illa ölmek mi lazım Behzat? Haklısın, cesaretin olmadan ne yapacaksın ki? Hayatımda tanıdığım en korkak adamsın. Herkese meydan okuyorsun ama kendi duygularından korkuyorsun. Geçmişe saplanıp kalmışsın. En büyük felaketler senin başına gelmiş değil mi? En büyük acıları sen çekmişsin ben hiçbir bok bilmiyorum ki. Acı nedir bilmem, yalnızlık nedir bilmem. Dünyanın ekseni kaydı Behzat. On iki santim yerinden oynadı sen bana bir santim bile yaklaşmadın. Saplantılısın.
Mutsuz olalım ne var? Biz de mutsuz oluruz.
Ben seninle mutsuzluğa da varım.
nevazahire
Konuşuyoruz böyle ama yorulduysan susalım. Duymak istemediğin şeylerse söylediklerim tıkaca gerek yok, susarım. İçimde kalacağını bilsem de, üzüleceksen, ben o kelimeleri ağzımdan çıkmadan boğarım.
nevazahire
Ali şiir yazıyor mu hiç?
Ali de Ayşe gibi midir; salondaki peteği kapatıp kendi çapında şiirler karalar mı? Bunları düşünüyorum. İlaç alıp tam uykuya dalacakken aklıma düşüyor her biri. Her şey sanki ben uyumak üzereyken olmuş gibi. Net hatırlamıyorum ama kesin biliyorum: Seni sevmek beni bir suya götürdü. O suya gittim ve dönemiyorum artık. İnsan bazen dönemiyor sevgilim. Her sabah, dilinin altına bir sözcük daha bırakıp dönemiyor. Ben bir ilk. Tam uyumak üzereyken nerelerden düştüm bilmiyorum. Ben bir ilk. Uyanır uyanmaz nerelerden kalktım, bilmiyorum.
Dönemedim.
nevazahire
Sevgilim, düşmek yapraklıdır. Önce dökülüyorum sanır insan. Yana eğilmiş bir ağaç gibi. Dizlerimin orada başlayan harp, omuzlarımda titremeye dönüştüğü zaman vakti gelen bir yaprak gibi hem döküldüğümü sandım hem düştüm. Bir yaprak nasıl iniyorsa yere; öyle görkemli,
öyle yavaş, öyle un gibi. Bakıp teni cam olan birinin boynuna, şahdamarına. Seni tamamen unuttum. Ama etinin içini görüyorum hâlâ. Saçlarının dibini. Razı bir rüzgâr gibi, azar azar da olsa senden artık uyurken dökülüyorum kendi etrafıma. Dal dal, yaprak yaprak, günde birkaç defa. Hafif sıyırıklarla. Çünkü yapraklar sevgilim, düştükten çok sonra inanırlarmış artık ağaçta olmadıklarına. Çünkü yaprağın daldaki boşluğu yine o yaprağın kendisi kadar. Süzüle süzüle sevgilim. Süzüle süzüle. Döküldükten sonra da ağacını anlatan yapraklar gibi şimdi günlerim hiç geçmiyor olabilir ama geçmişim çok güzel gidiyor. Geçmişim, bir yere gitmiş de geri gelecekmiş gibi. Geçmişim, anlamadım ki nereden geçmiş. Düşmek yapraklıdır sevgilim.Unutmak çiçekli.
•
Reply
nevazahire
Bu münferit vaka başlı başına facia.
nevazahire
Hüma, ben çürüyorum. Kesif bir koku sarıyor içimi. O kadar uzun zamandır mutsuzum ki mutsuzluk içimde küflendi. Hayır ve lütfen, bana hiçbir şey söyleme. Avutulmak istemiyorum. Sana bunları, bir simyager olarak yazıyorum. Yaşamak beni tam olarak ne zaman bitirecek merak ediyorum. Istırabın bir haddi var mı? Kuş öldükten sonra hatırdaki uçuşun bir anlamı kalır mı? Cevap verme, her şeyin havada asılı kalmasına çoktan alıştım. Artık dikkatim hiç dağılmıyor Hüma. Dizleri çıkmış pijamaya, bayat bir pizzaya, asidi kaçmış kolaya benziyorum ve buna gülemiyorum. Gülünce kime benzediğimi unuttum. Kendime bile benzemiyorum şimdilerde. Ben böyle uyanınca, devam eden kabuslarımla şu yaşımdan bas baya geçemiyorum. Kürek çekmekten kollarım kopuyor, akıntıya teslim olsam da bu su hiçbir denize dökülmüyor. Hüma sen dualara benziyorsun. Yaşlı gözlere. Üzerinde seher kokusu var. Hortumlar, girdaplar, tufanlar ortasında. Vahşi hayvanların ağzında. Kan gövdeyi götürürken muharebe meydanında. Her durumda her koşulda. İsmini söyleyince bir çocuk ağlayarak uyanıyor içimde. Dik tuttuğuma bakma kuyruğumu. Ben çok yoruldum. Sana bu mektubu evet bir simyager olarak, ve fakat hakikatte en çok bunun için yazıyorum.