Biraz içimi dökücem, sonra da belkide aylarca uğramamak üzerine buradan gıdıcem.
Beni beş altı aydır tanıyan varsa hakkımda muhtemelen depresif, sürekli tek bir dertten şikayet eden biri olarak düşünüyordur. Bende öyle düşünüyorum. Nefret edilesi biriyim. Ailevi problemleri had safhada olan çekilmez, hiçbir vasfı olmayan biri. Yaşama olan bağlılığım bir ip kadar ince. Kendimi liseye başlayana kadar sevmezdim, güzel değildim, çalışkandım evet ama lgs gibi bir sınavda iyi bir net yapabilecek biri değildim. Sonra liseye başladım, ilk sene öylesine büyülü bir haldeydi ki...o zmaanı çok özlüyorum. O zamanki derya'ya şuan bile hayranım. Her şeye yetişiyordu, tek odağı sahip olduğu iki hedefti. Manyak denebilecek cinsten hedeflerine bağlıydı. Sonra 10.sınıfta ilk çatırdamalar başladı, şimdi düşündüğümde içimi pişmanlığa boğan bir dönemdi. Her şeye rağmen, gerçekten mental olarak güçlü kalmışım o zaman. Şimdi ise lise üçü geride bıraktım. Nasıl mıydı? Herhangi orta bir öğrenci için mükemmel, benim için vasatın da vasatı. Bir insan hiç mi yaşamayı sevmez? Neden aklının bir köşesinde ölmek yedek plan olarak kalır?bu kadar mı değersiz benim hayatım, kendi gözümde? Bir kara delikte gibiyim, ordan çıkamıyorum. Bir sene ya, bir sene boyunca hiç mi kurtulamaz insan ordan. Koca bir sene!! Yine ve yine ağlıyorum bunları yazarken. Beni kendime getirecek bir insan olsa keşke diyorum, mecazen değil gerçekten beni kendime getirecek bir tokat lazım.
Çünkü benim kendime yaptıklarım bir işe yaramıyor. Aylarca insanların gözünün içine baktım kimse gerçekten demedi, diyenlere ise istedikleri cevabım verdim. Nasıl mıyım?iyiyim. Hayır bok gibiyim. Ergenlik denip geçebilecek duygular değil bence, zor zmaanlardan sonra hayata yeniden odaklanamıyorum, hastanede geçirdiğim süreçlerin bende kalan izleri yapışmış boğazıma nefes aldırmıyor, uyutmuyor, zihnimi kullanmama izin vermiyor. Bunlar bir bahane mi? Belkide.