Bazen insan, en çok sustuğunda en çok şey anlatır... Kelimeler boğazında düğümlenir, kalem titrer ama yazmak zorunda hisseder. Çünkü kalbin yükünü sadece satırlar hafifletebilir. Belki de o yüzden yazıyoruz; başkalarının ruhunda yankı bulmak için.
Herkesin taşıdığı bir hikâye var. Kimi saklar, kimi haykırır. Ama her birimizin içinden geçen bir "keşke" dolaşıyor. Kimi zaman çocukluğumuza, kimi zaman sevdiğimiz birine, kimi zaman da kaybettiğimiz bir parçaya uzanıyor. Ve o "keşke"ler, hayatın en ağır sessizliği oluyor.
Ama şunu unutmamak gerek; yaşadığımız her şey, bizi bugünkü biz yapan çizgilerden ibaret. Bir yara izi, bir tebessüm, bir yanlış seçim, bir doğru insan... Hepsi yan yana dizilmiş taşlar gibi, yolumuzu örüyor. Ve o yol, her ne kadar dikenlerle kaplı olsa da, yürüdükçe bize güç katıyor.
Belki şu an karşında oturan kişi, hayatının en özel misafiri. Belki de en uzak olan, aslında kalbinde en yakın duran. Kim bilir... Belki de sadece kendimizle karşılaşıyoruz aynalarda; biraz kırık, biraz umutlu, biraz da inatla ayakta.
Ve işte o anlarda fark ediyoruz: Sevgi, her şeyin cevabı. Kimi zaman bir şarkının içinde gizli, kimi zaman küçücük bir bakışta. Sevgi varsa, umut var. Umut varsa, hayat hâlâ anlatılmaya değer.
O yüzden eğer bu satırları okuyorsan, unutma: Sen yalnız değilsin. Senin gibi hisseden, senin gibi düşünen, senin gibi kırılan birileri hep var. Ve senin kalbin, düşündüğünden çok daha güçlü.
~nicardi