ismail abi, asuman bir zamanlar günlüğüne şöyle bir şey yazmış; 'ama ben veda edeceğim yere günler önceden hüzünle bakmaya başlıyorum. sen benden bunu bile esirgedin. bilseydim bir veda olacağını, evimize hüzünle bakardım. ama öyle keskin bir vedayla bıraktın ki bizi, ben bunu bile yapamadım.' sonra eklemiş asuman, 'keşke en azından günler önce bilseydim kovulacağımı. birkaç tane dudağının değdiği sigara küllerini sıkıştırırdım cebime ya da en azından hüzünle bakıp son bir kez dolaşırdım evin içinde.' ismail abi, bakma öyle sende biliyorsun asuman biraz salaktı, biraz patavatsız biraz da aşık. ondandır ki her cümlesinde bir sitem, bir beddua saklıydı. ismail abi, asuman için ölmüş diyorlar. günlüklerini yakamamış ama kendisini yakmış diyorlar. bu kadar kolay mı deme abi, yakmak dediğin nedir ki. bir çakmak, bir kibrit. bakma abi öyle, haklısın. asumana ne çakmak ne kibrit, bir çift ela göz yetmiş diyorlar.