3. Bölümden Alıntı getirdim size.
Kafeden ayrılıp Çiğdem'in bizi boya ve peruk alabileceğimiz bir yere getirmişti. Dördümüz kalabalık caddeler arasında, bedenlerimiz savrula savrula ilerliyorduk.
Bir yandan da yağmur yağıyordu ve gerçekten sabrım kalmamıştı iki saattir yürüyorduk ve bir yere daha gelememiştik. Ve benim üzerimde beyaz tişört vardı!
Önümüzde yürüyen ikiliye doğru bağırıp. "İki saattir yürüyoruz nerde bu gideceğimiz yer!" Diye bağırdım.
Yanımda yürüyen Pelin bağırmama dayanamamış gibi. "Bağırma Gupse!" diye o da bana karşılık sesini yükseltti. Sinirle güldüm bu sefer hızlı adımlarla onların yanına ilerledim.
"Nerdeyiz biz ya iki saatir yürüyoruz!" diye bağırdım sinirle. Yükseltiğim sesim yüzünde etraftakiler insanların garip bakışlarına maruz kalıyordum.
Çiğdem oflayıp. "Az sabret, bak Upse'ye nasıl uslu uslu peşimden geliyor," kafasını iki yana salladı. "Biraz ona çekseydin keşke."
"Üstümde bir şey yok! Üşüyorum ve beyaz tişört giydim." diye öfkeyle bağırdım. "Ben sinirlenmeyimde kim sinirlensin."
Çiğdem bana dönüp üstümü süzdü. Kollarını vücuduma dolamış, saçlarımdan sular süzülüyordu. Yüzüm hafif kızarmıştı büyük ihtimalle.
"Ee ne olmuş beyaz giydiysen, bende turuncu giydim," diye mıraldanıp önüme döndü. Sinirle kafasına vurdum.
"Aptal! Turuncu ile Beyaz aynı mı!?"
"Değil mi? İkisi de renk."
"Ondan mı bahsediyorum! Aptal Turuncu," diye sinirle homurdandım.
.
.
.
Bölüm yetişirse yarın yetişmesse hafta içi.
Sağlıcakla Kalın. ✿♡