nurumwq_

mutlu yıllar. 

nurumwq_

merdivenleri çıktığında bir şeyler başardığını sanıp mutlu olursun. ama o merdivenlerden düşmek mi? kabus gibi olurdu değil mi? evet öyle. merdivenleri birer birer çıkmayı öğreniriz önce. belki sonra ikişer çıkarız. arkadaş ortamında havalı olmak için onlara bacaklarımızın ne kadar uzun olduğunu göstermek adına üçlü çıkmaya çalışırız minik bedenimizle. hep bir rekabet vardır. ama kimse bize düşmemeyi öğretmez. dengede kalmanın ne demek olduğunu nasıl yapıldığını öğretmez. neden öğretilmez mesela? çok mu güvenir insan kendine? kibrinden ötürü mü? hayır. çünkü kendisi de bilmez ki. 
          
          bu benim ikinci mezun yılım. kaldıramayacağım kadar ağır yükler var omuzlarımda. artık hissedemiyorum hiçbir şey. sadece ağır bir kalple ders çalışıyorum. insanların hayatına bakıp imreniyorum. çok mu çalışmışlardı? hayır. çok mu hak ediyorlardı? hayır. öyleyse dört yıl sonra işsiz kalacaklarını bilmelerine rağmen neden bu çaba? neden bu eğlenme çabası? belki de ben fazla ciddiyim bu konuda. ama insanların bazıları gerçekten hayallerini gerçekleştirdi. görüyorum. bazı insanlar görüp hırslanır. ben öyle değilim. benden iyisini görünce başım eğilir. utançtan değil kendim yapmamış olmamdan. 

nur_krhn

Bazen hayatımıza bazı insanlar girer beklemediğimiz anlarda.belkide boşlukta olduğumuzda belki de uçurumun kenarından aşağı bakıp daha güzel olduğunu düşünürken, ben uçurumun kenarında ayaklarımı aşağı sarkıtmış oturuyordum atlamakla atlamamak arasında sıkışıp kalmıştım.sonra biri girdi hayatıma aslında üstünden o kadar yıl geçmesine rağmen onun hakkında hala çok şey bilmem, ama en iyi  bildiğim şey şudur ki kimse beni görmezken o elini uzatıp beni o sıkıştığım yerden çıkardı o uçurumu kenarından uzaklaştırdı sonra aradan zaman geçti,çok zaman geçti çok şey yaşandı ben belkide onun yokluğunda onlarca kez o uçurumdan attım kendimi  ama bir şekilde yukarı tırmandığımda hep ilk ona koştum . Şimdi düşünüyorum ben mi onu bırakıp gittim o mu beni bıraktı diye ama hayır ikimizde bırakmadık bence birbirimizi benim ruhumun bir parçası ne olursa olsun o kıza bağlı kaldı hep. en kötü günlerime dönüp baktığımda hep aydınlığı bana veren o oldu. kimsenin sevmediği herkesin kenara attığı o küçük kızın saçlarında hep onun parmak izleri vardı.birine iyi  gelmek için illa yanında olmak gerekmez uzaktan da iyileştirilebilir . Uzakta olsan da beni hep iyileştirdiğin için  teşekkür ederim,ben bir kez daha o uçurumdan yukarı tırmandım ve bir kez daha  koşarak sana geldim yine burdayım işte kapındayım. 

nurumwq_

@nur_krhn teşekkür ederim inşallah sende hep mutlu olursun bebegim
Odpovědět

nur_krhn

Umarım hep mutlu olursun 
Odpovědět

nurumwq_

@nur_krhn evet evet bunları hatırlıyoruuuum
Odpovědět

nurumwq_

"Canım sandığımdan çok daha fazla yanıyor ve ben bu kadar acıyı kaldırabileceğimi düşünmüyorum." Neredeyse her gün kendime bunu söylesem de yine mecburi bir şekilde buna katlanıyorum. Zorunluluk muydu yoksa tahammül etmek miydi? İnsanlar hayatın karmaşasında kendine odaklanırken ben onlara da odaklanmaya çalışmam nedeniyle kendimi kaybettim. Burada kendime dürüst olma konusunda söz verdim. Bir şeyleri değiştirebileceğime karşı inancım yüzünden bu haldeyim. Sadece kendimin değil, diğerlerinde de bir değişiklik yaratma söz konusu. Bu neden oluyordu bilmiyorum ama yapım gereği bir şeyleri iyileştirme konusunda öne atılıyorum. Şimdiki zaman kipi gözünüzü yanıltmasın. Hepsini geçmişte bıraktığımı düşünüyorum. Sadece kendime odaklanma adı altında birçok şeyden vazgeçtim. Bana söz verip de yıllarca bekleten insanları bir gün gelir diye hesabımı kapatmak fikrinden hep vazgeçmiştim. Kendime odaklamam gerektiğini çok geç fark ettim. Ya da başından beridir farkındaydım ama buna öncelik vermiyordum. Canım acıtan çok gerçek var. Esas gerçek benim. Dışarısı değil ya... En çok ben acıtıyorum canımı. Bugün Ramazan'ın ilk günüydü. Elbette açlık hissediyordum. Ama son 2 yıldır kendimi açlığa mecbur bıraktığım için bünyem alışmıştı. O yüzden bugünü gerçekten güzel geçirmiştim fakat yoğundu. Baş ağrıları ve koşturmacalarla geçmişti. Bu yüzden diyorum ya. Kendimin en büyük düşmanı benim. Belki yanılıyorumdur. Geçenlerde fal baktırmıştık. Güya fala inanmam. Tüm bunlara rağmen falımda gerçekten mutlu olacağımı, mutlu uzun bir ilişki geçireceğimi ve hedefime ulaşacağımı söylüyordu. Bunları pencere kenarında duştan çıkmış, saçlarımı tararken okumuştum. Okurken bile bir heyecan sarmıştı beni. Neyin heyecanıydı bu? Az önce inanmadığımı söylemiştim. Belki mutlu olurum umudu muydu? Aklıma takılıp durmuştu ve ben kendimi dururdum. Sonuçta bir fal, değil miydi? Eğlencesine bakmıştım. Gerçek olacağını garantileyen neydi? Mantığımı kullanmadan heyecanı doruklarında yaşarken yine asılmıştı yüzüm.

nurumwq_

Aynadaki ben çok değişmişti. Göz altı morlukları daha bir yerini almıştı sanki. Kötü görünüyordum. Tek sıkıntı bu değildi. Ciddi bir sıkıntımız vardı: Her geçen gün güneş ışıklarının bile vurmadığı mahzenime kapanıyordum.
Odpovědět