Az önce aklına bile gelmeyen ıslaklığına, denizin serin esintisi de vurunca tekrardan üşüdüğünü hissetti genç kadın. Başını sallayarak genç adamı onayladı ve terastan odaya doğru girdi. Ardından da Ferit'in geldiğini ayak seslerinden anlayabiliyordu.
Odanın tam ortasında durduklarında Seyran'ın aklına yeni dank etmişti. Üstünü nasıl değiştirebilirdi ki? Yanında yedek kıyafet getirmemişti. Bütün akşamı da ıslak kıyafetlerle geçiremezdi de.
Ferit, Seyran'ı ardında bırakarak odasında giyinme bölümü olarak dizayn ettiği uzun lacivert perdeli yere gitti. Hızla en büyük ve kalın olan sweetlerden birini bularak tekrar genç kadının yanına ilerledi.
"Birkaç saatliğine bununla idare edebilir misin? Çünkü Asuman ile bedenleriniz uyuşmuyor pek."
Başka bir çaresi olmadığını bildiği için kabul etti, Seyran. Ferit'in eline uzattığı sweeti ve ardından şortu da alarak tuvalet olarak düşündüğü kapıya ilerledi.
Hızla üstündeki ıslak kıyafetlerinden kurtularak sweet ve belinden kayan şortu giydi. Şort belinden kaydığı için saç tokasıyla arkada fazlalık olan kısmı bağlayıp sweet sayesinde kapattı orayı. Burnuna gelen hafif erkeksi ve parfüm kokusuyla kalakaldı, genç kadın. Ferit, gerçekten de güzel kokuyordu. Üstelik kendi kokusu, parfümlerden çok daha güzeldi. Yüzündeki aptal aşık gülümsemesinin büyümesini genç adamın sesi sağladı.
"Seyran, ıslak kıyafetlerini oradaki kirli sepetine atabilirsin. Ayrıca saçını kurutmak istersen alt çekmece de makine da var."
Genç adamın dediğini yaparak ıslak kıyafetlerini sepete attı. Ardından havluyla saçının ıslaklığını alarak bıraktı. Normalde saçlarını kuruturdu ama şuan fazlasıyla ayıp olmuştu aşağıdakilere. Herkes onları yemeğe beklerken daha fazla oyalanarak mahçup olmak istemezdi.
Banyodan çıktığında üçlü yeşil koltukta oturmuş elinde telefonla oynayan Ferit'i buldu gözleri. Ferit'in kahveleri de hızla yeşillere değerken yüzünde tatlı bir tebessüm oluştu, genç adamın.
"Sweet yakışmış"