parisophia

size bu odanın alacakaranlığından, okyanusundan, beni boğan dalgalarından, tenimde kalan tuzdan ve yastıklarda kuruyan gözyaşından hiç bahsetmedim. Size, nasılsın diyerek başlayan telefonlarınıza (garip, tuhaf aslında) beyaz bembeyaz tabiatımla "iyiyim" diyorum. Yani aslında korkuyorum bütün bunlar kıyamet, bütün bunlar cinnet, bütün bunlar cinayet demeye, bir daha düzeltilemeyecek sözler söylemeye korkuyorum.

parisophia

size bu odanın alacakaranlığından, okyanusundan, beni boğan dalgalarından, tenimde kalan tuzdan ve yastıklarda kuruyan gözyaşından hiç bahsetmedim. Size, nasılsın diyerek başlayan telefonlarınıza (garip, tuhaf aslında) beyaz bembeyaz tabiatımla "iyiyim" diyorum. Yani aslında korkuyorum bütün bunlar kıyamet, bütün bunlar cinnet, bütün bunlar cinayet demeye, bir daha düzeltilemeyecek sözler söylemeye korkuyorum.

doriangrayip

sessiz insanların zihinlerinde ne var? 
          
          sessizlik çoğu zaman boşluk sanılır, oysa en yoğun gürültü orada saklanır. konuşmayan birinin zihni; yarım kalmış cümlelerin, hiç söylenmemiş itirafların. ve bastırılmış çığlıkların dar koridorlarında dolaşır durur. her kelime tartılır, her duygu geri çekilir; çünkü bazı insanlar, içlerinden geçenleri dünyaya bırakmanın onları eksilteceğine inanır. bu yüzden susarlar. ama o suskunluk, bir yokluk değil, fazlalıktır. yutulmuş her kelime bir çığlık, göz pınarında kalan her yaş gecikmiş birer intihardır. 
          söyleyebileceğinden daha çok şey taşıyan birinin, hiçbirini dışarı bırakmamayı seçmesidir. ve belki de en çok onlar yorulur; çünkü kimse bilmez, en büyük savaşlar en sessiz zihinler de hayat bulur.