Buraya her girdiğimde, hesabıma, kurgularıma her baktığımda tıpkı şu an ruhumda kavrulan burukluk gibi bir yükü taşıdığımı hatırlıyorum. Panoyu asla kişisel alanım olarak kullanmazdım, tabii eskiden komik şeyler veya ani patlamalarım olurdu gelen hakaretler için ama şimdi baktığımda zamanın girdaplara karıştığını, başka renklerle boyandığını, akıp gittiğini görüyorum. Buraya neden yazıyorum, bilmiyorum ama bildiğim birkaç şeyden bir tanesi de bu yazımın kimsenin okumayacak olması. O yüzden rahatım.
Çok şeyi kaybettiğimi hissediyorum, beni de çok kişinin kaybettiğini biliyorum. Kayıplara karıştığımı biliyorum, zaman geçtikçe her şeyden uzaklaşmak istiyorum çünkü içimde o kadar büyük bir isteksizlik var ki benden başka var olan her şeye. Şarkı söylediğim diyarlardan çekip gitmek istiyorum. Sanki onlara ithafen ruhumdan geriye kalan izlerimin üzerine kar örtülmüş de sessizlik serilmiş. Sanki deniz olduğunu sandığım okyanusun beni yutacağını bilmenin verdiği huzursuzlukla nefes almaya devam ediyorum. Sanki önceden elini tuttuğum onca saflığın parmaklarımı kopardığını hissediyorum. İçimde dayanılmaz bir sıkkınlık, kaybolmuş hissiyatı, aitlik hissedememe var. Yıllardır vardı ama bu artık dağların yanına evini kondurmuş, göğe çıkmış bu hissiyatım. Ben yok olmak istiyorum, dış dünyadan. Kimseyi tanımak, görmek, dinlemek, konuşmak istemiyorum. İnsanların hayatında bir Pelin var olsun istemiyorum, ismim hafızalara kazınsın istemiyorum ki hiçbir zaman da kazınmadı. Bir değerim olmadı, hiçbir zaman gerçek bir duyguya vesile olmadım ve bunun yüzüme çarptırılması, ruhumu paramparça edilmesinden o kadar sıkıldım ve yoruldum ki...