pitoresk

insanların çabası bile onlara değer vermem üstüne iken benim tek çabam yanında kalabilmek ve iyi olmanı sağlamaktı. bunun için kendime sırt çevirdiğim zamanların hududu yok. şimdi görüyorum. hiçbir çaba benim gibi değilmiş. olsa bile gayesi benim gibi değilmiş. ben bile benim çabamı arıyorum insanlarda. o sevgiyi gözlüyorum. seni hiç mi üşütmedi çabamsız kalışın. bensiz değil. çabamsız. bir babanın evine ekmek getirmesi, bir annenin çocuğunu büyütmesi kadar içten ve sonsuz çabamsız.

pitoresk

insanların çabası bile onlara değer vermem üstüne iken benim tek çabam yanında kalabilmek ve iyi olmanı sağlamaktı. bunun için kendime sırt çevirdiğim zamanların hududu yok. şimdi görüyorum. hiçbir çaba benim gibi değilmiş. olsa bile gayesi benim gibi değilmiş. ben bile benim çabamı arıyorum insanlarda. o sevgiyi gözlüyorum. seni hiç mi üşütmedi çabamsız kalışın. bensiz değil. çabamsız. bir babanın evine ekmek getirmesi, bir annenin çocuğunu büyütmesi kadar içten ve sonsuz çabamsız.

pitoresk

öldü dersin gül güzeli.

pitoresk

sahiden barışıyormuş her orman yangınıyla. iyilikle kal. hayatın yeterince zordu.
Reply

pitoresk

acılar içinde kıvran istemiyorum ama tek bir ân içimdeki bu hayal kırıklığını, lunaparka mutlu edilmek için götürülmüş fakat orda unutulmuş bir çocuğun burukluğunu, aynalardan uzaklaşmak istemenin değersizliğini yaşa. tek bir an. 
Reply

pitoresk

o ufacık ışığı kaybetmemek için ışıkları yakmadım dünyamda. karanlık en vahim korkumken, görünmek en ehemmiyetli ihtiyacımken. tüm ihtiyaçları es geçip ufacık bir umudun peşinde savrulmuş olmak çok acı. 
Reply

pitoresk

eve dönmenin evi terk etmekten daha zor olduğu vakitlerde sana gelmek ihtiyacının bıraktığı mağduriyeti ve mağlubiyeti omzumun kaldıramadığını bil isterim. şu dünyada bu omuzlarıma bırakılan bizden büyük yükü nasıl taşıyamadığımı, sırtımın kamburu ile her sokak ortasında nasıl çöktüğümü bil isterim. sokak sokak seni aradığımı, bulsam dahi sana gelen ayaklarıma veda ettiğimi, sana gelen yolların sen tarafından mayınlarla döşeli olduğu gerçeğinin zihnimde kaç hücreyi infilak ettirdiğini bil isterim. nolur bil, hisset anla. sana hiç bu kadar çok gelmek istemedim. hastanelerde koşarken çıkıp senin kapında köpek gibi sana yalvarmak istediğimi bil isterim. bak, senin uyuduğun vakitler bir bankta seni unutmayı dilerken dahi sana kıyamayışımı bil. bütün anıları unut, bu saydıklarımı bilme ama gülüşünün, hâlâ bir yerlerde güldüğün avutusunun sırtıma dağ, acıma su olduğunu bil. seni daima hep.

pitoresk

deneyimlemem gereken onca şey varken kendi sınırlarımı zorlamayı tercih ettiğimde bile senden uzaklaşmak seçeneklerden biri değildi. bir zahmetin ürünü diyemem fakat koşarken çok yoruldum. gözlerimi gördüklerime kapatamadım, yok sayamadım, sorgusuz kabul edemedim, güvenemedim. durmama sebep olan ne varsa gün sonunda içime işledi. sen dikişlerimi sararken gözlerine bakamadım. yatağında pek kalamadım. hayallerine katılamadım. kalbimi açamadım. aklımdan fikrimden uzakta bir anlam aramaya çalıştın. bir sıcak demir kadar yorgundum boş kalan ellerini bağışlayamadım. seni saramazdım sebebi de sendin bu yüzden en çok sana kızdım. meydan okumaların, susmaların, inatlaşmaların, öpüşlerin. artık hiçbirine katlanamıyorum. zihnine dahi başkası değerse oyun biterdi, oyun bitti 

aataraksiya

her şey iyi gidiyor. her şey normal gidiyor. her şey elimden geldiğince. keşke kendimi bir anda o boşlukta bulmasam. keşke artık yanımda olmadığını kendime hatırlatıp durmasam. keşke sen artık yoksun ama ben bunu nasıl kabulleneceğimleri bıraksam. keşke karnıma giren şu sancıların sebebi sen olmasan. keşke adını bilmiş olduğum bütün kötü gerçeklere karıştırmasan. keşke, keşke, keşke. keşke şu kapıdan içeri giren sen olsan çünkü ben artık her yüzde seni aramaktan çok. her rüyada seni görmekten inan bana çok. adını iyiye çıkarmak için uğraşmaktan çok. oturduğum her masadan yenilerek kalkmaktan çok çok çok. hatice teyzem bazen bazı cümleleri tamamlamaya gücün yetmez demişti. anlamak isteyen zaten anlar. burada olsaydın böyle olmazdı ama ben bugün kendimden çok