pitoresk

dünyanın o son günü sen beni arayacaksın.

pitoresk

sevgi böyle bir şey mi firuze. iş mi, aş mı, ekmek mi. sevgi bir toprak mı firuze, onu ne kadar çok işlersen o kadar verimli olur sandın. sevgi bu değil firuze, zorla, dişini tırnağına katarak elde ettiğin hiçbir şey senin değil severken. bir gün çalışarak elde ettiğin her şeyden oluverirsin işte böyle. sevgi ne iş ne aş ne de ekmek. sevgi toprak değil. sevgi yalnızca karşılık, sevgi sebepsiz almak. koparmak değil. bak bunların hepsini kopardın ya da zorla yerleştirdin. şimdi birer birer yok ediyorsun. çok çalışırsan sevginin en güzeline sahip olursun sandın, çok çalıştın, olabildin mi. olamadın. oldun sandın değil mi. ne yazık sana.

pitoresk

sana alacakaranlıkta bile bakarım. saçını okşarım, gözyaşını silerim. kokun duman olur durur üstümde. adını söylerim içimden. yalnız adını söylerim. bir de belini örterim. gözlerinin ışığında yaparım bütün bunları, gözlerinin ışığındaki alacakaranlıkta. sana alacakaranlıkta bile varım. pek konuşmam, oturur seni dinlerim. sesin cıvıldar durur önümde. adını söylerim içimden. yalnız adını söylerim. bir de ateşe değermiş gibi öperim. acılarının ışığında yaparım bunları, acılarının ışığındaki alacakaranlıkta.

pitoresk

sana alacakaranlıkta bile varım. 
Reply

pitoresk

eve dönmenin evi terk etmekten daha zor olduğu vakitlerde sana gelmek ihtiyacının bıraktığı mağduriyeti ve mağlubiyeti omzumun kaldıramadığını bil isterim. şu dünyada bu omuzlarıma bırakılan bizden büyük yükü nasıl taşıyamadığımı, sırtımın kamburu ile her sokak ortasında nasıl çöktüğümü bil isterim. sokak sokak seni aradığımı, bulsam dahi sana gelen ayaklarıma veda ettiğimi, sana gelen yolların sen tarafından mayınlarla döşeli olduğu gerçeğinin zihnimde kaç hücreyi infilak ettirdiğini bil isterim. nolur bil, hisset anla. sana hiç bu kadar çok gelmek istemedim. hastanelerde koşarken çıkıp senin kapında köpek gibi sana yalvarmak istediğimi bil isterim. bak, senin uyuduğun vakitler bir bankta seni unutmayı dilerken dahi sana kıyamayışımı bil. bütün anıları unut, bu saydıklarımı bilme ama gülüşünün, hâlâ bir yerlerde güldüğün avutusunun sırtıma dağ, acıma su olduğunu bil. seni daima hep.