sevebilir misin kırsalımdan, düşerse gölgesi içinin en kırılgan yerine? hani şehirden uzakta, asfaltın sonuna geldiğinde başlar ya o sarı yol. toz kalkar, rüzgar susar. işte orası benim içim gibi. biraz yorgun, biraz eski. ben orada öğrendim beklemeyi. sabahın ilk ışığında uyanmayı değil sadece. bir çiçeğin açmasını, yağmurun toprağa düşmesini, gökyüzünün ağır ağır kararışını beklemeyi. ben kırsalımda gölgeleri bile sahiplenirim. gün batımında uzayan ağaçların gölgeleri gibi. ne kendisi parlar, ne de karanlığa ait olur. arada bir yerde, sessizce var olurlar. tıpkı benim gibi. ne tamamen ışık, ne de tam karanlık..