korku benim elimi ayağımı bağlıyor ya, o kadar sıkışmış hissettiriyor ki kendimi baltalıyorum baya. her duygu korkutucu geliyor artık bana, sonra niye duygularını yansıtmıyorsun oluyor. hislerimi bastırmaktan neyin ne olduğunu anlayamıyorken nasıl yansıtayım. hissettiğim tek şey panik, korku, yetememe hâli, birisi benden bir şey beklerse napacağım diye kafayı yeme. çoğu zaman uzaklaşmak tek çözüm gibi geliyor o yüzden. ben de istemiyorum ama elimden gelen başka bir şey yok. insan sevildiği yerden niye kaçar diye sorgulayamıyorum bile artık. zamanında bunu bu kadar sorguladım diye şu an bununla sınanıyor da olabilirim, bilmiyorum. hak etmiyormuşum gibi hissediyorum ya. tüm konunun sebebi bu galiba. hak etmiyorum, yetemiyorum, olduramıyorum. kimse üzülmesin, kimseyi üzmeyeyim. tek derdim buydu, bunu da beceremedim. gerekiyorsa kendimden vazgeçerim ama o üzülmesin. hâlâ bende ne bulduğunu anlayabilmiş de değilim. bir şeylere layık değilmişim gibi geliyor sürekli. onu hak etmiyorum zaten orasını biliyorum. çabasına değmeyecek birisi olduğumu da biliyorum. yine de uzaklaşamadım. bile bile her şeyi rezil rüsva ettiğim yetmemiş gibi hâlâ saçmalamaya devam etmek de iğrenç hissettiriyor. bencillik gibi. ama hiçbir zaman kötü bir niyetim yoktu, sadece mutlu olmasını istedim, benimle mutlu olamayacağını da anlatamadım bir türlü. bunalıyorum ya bu kadar kafa patlatmaktan. keşke iki gram cesaretim olsa.