qrosemary

“gidişinle…” çok ağrıma gidiyor bu kelime çocuk, çok.

qrosemary

bugün can dostumun doğum günü. biriciğim, kutlu günlerimin sebebi, babamın deyişiyle yapon prensi’m. şu fani yaşamımdaki sahip olduğum en büyük erdem seninle aynı ay doğmak. aynı ayın, aynı yıldızın, aynı gökyüzünün altında birleştik ruhum. tamam başlama yine ben senden büyüğüm diye… ah hep böyleydin sen, çok konuşurdun. ablanla sana sus, başımız ağrıdı dedikçe daha da çok gürültü yapardın. bana dair sevmediğin tek şey çok sessizliğimdi. şimdi sesini duymak için canımı veririm. zamanında değerini bilememek o kadar kalbimi sızlatıyor ki… senin gidişinle beraber sevdiğim insanlara “seni seviyorum” demeye başladım, kalbimde taşıdığım kinleri çözdüm, somurtkan yüzüm biraz da olsa renk aldı. gidişin de varlığın gibi çok şey öğretti bana. sen işte bu yüzden çok kutlu, çok yüce bir çocuktun serdar’ım. yokluğun beni şair etti görüyor musun? 
          yokluğuna alıştım gibi bir safsatada bulunmayacağım ama orada tüm endişelerinin dindiğini, sabahın erken saati uyanıp işe gitmek zorunda olmadığını, içindeki mutsuzluğu bastırmak için sürekli espriler yapıp insanları güldürerek acılarını dindirmeye çalışmadığını kabullendim. sadece yanına gelmek istiyorum bir an önce. seni görmek, sıkı sıkı sarılmak ve köfte kola yapmak istiyorum seninle. yine aynı yatakta uyumak, sabah erken saatinde uyanıp lavabo sırasına girmek istiyorum hatta uyurken belimden gıdıklamana bile izin veririm. yeter ki kavuşalım güzelliğim. 22 olacaktın ama sen sonsuza dek 17 olarak kalacaksın. lütfen rüyama gel serdar. son zamanlarda çok ağrım var. sağ bacağımı kullanamıyorum doğru düzgün. ama bir kere rüyama gelip “geçecek” dersen iyileşeceğim biliyorum. niyetimin iyileşmek değil seni görmek olduğunu biliyorsun, çünkü benim asıl ilacım senin gülüşün ve önünü ardını düşünmeden sarf ettiğin komik sözlerindi. 
          17 yaşın kutlu olsun prensim. kendine iyi bak, üşütme, yemeğini ye ve bol bol dans et. michael’ı yaşatan sendin, devam et. 
          seni çok seven q.