restihw

bazı şarkılar vardır
          	kanatlarında yağmuru taşıyan
          	kelebeği anlatır
          	kırmızı bir çakmak gibi neşeli ölmek olurdu
          	o şarkının adı
          	ardında yalnızca nemli sigaralar
          	bırakmanın acısı
          	keşke ismim iris olsaydı
          	keşke ismimin bir anlamı olmasaydı

restihw

ben ne zaman öleceğim
          	  sabah olunca mı
Reply

restihw

bazı şarkılar vardır
          kanatlarında yağmuru taşıyan
          kelebeği anlatır
          kırmızı bir çakmak gibi neşeli ölmek olurdu
          o şarkının adı
          ardında yalnızca nemli sigaralar
          bırakmanın acısı
          keşke ismim iris olsaydı
          keşke ismimin bir anlamı olmasaydı

restihw

ben ne zaman öleceğim
            sabah olunca mı
Reply

restihw

Epeydir yazmıyorum. Aylar var ki yaşamıyorum ve işyeriyle fizyolojim arasında, düşüncelerim ve duyumlarım içimde durgunlaşmış olarak dayanıyorum. Ne yazık ki insan böyleyken de dinlenemiyor: Çürüme bile aynı zamanda mayalanma demektir.

restihw

çünkü kadın gerçeği söylemeye başlarsa erkeğin aynadaki görüntüsü küçülmeye başlar; yaşam karşısındaki uyumluluğu yok olur. erkek sabah kahvaltısında ve akşam yemeğinde kendini gerçek boyutlarının en az iki katında görmezse, kararlar vermeyi, yerlileri uygarlaştırmayı, yasalar koymayı, kitaplar yazmayı, özenle giyinip yemekli toplantılarda konuşmalar yapmayı nasıl sürdürecektir.

restihw

İnsanın sefaletini de, alçaklığını da, çektiği işkenceleri de aynı umursamazlıkla görüyordu. O halde o paylaşma, tamamlama, sahildeki yalnızlıkta bir cevap bulma düşü sadece aynadaki bir yansıma, aynanın kendisi de, altındaki daha yüce güçler uykudayken üstteki durgunlukta oluşmuş sadece yüzeysel bir yansıtıcı mıydı? Huzursuz, umutsuz, ama yine de gitmeye gönülsüz olarak (çünkü güzelliğin sunduğu çekicilikler, avuntular vardı) artık kumsalda gezinmek imkânsıza; düşüncelere dalmak katlanılmazdı; ayna kırılmıştı.

restihw

hayatım bir mutsuzluk inşaatıydı Pollyanna 
          çimento, demir, çamur...
          duvarlarımı şiir ve türkü söyleyerek sıvardım. 
          en üst kattan düşerdim her gün 
          esmer bir işçi gibi dilini bilmediğim bir dünyaya 
          hayatım bir mutluluk inşaatıydı Pollyanna 
          sana ve mutluluğa yazılmış mektuplarıma 
          cevap beklediğim zamanlarda.

restihw

benim bir köyüm olmadı.
            hiçbir şehir karlı sokaklarıyla bana. 
            pazen gecelik giymiş bir anne gibi sarılmadı. 
Reply

restihw

"Şimdi, ne kin var ne öfkene de değişimin korkusu. Sadece susadım, neye susamış olduğumu bilmeden. Hayatın nehirleri, nerelere gittiniz? Hava. Havaya ihtiyacım var. Seni böyle sessizce ürperten neyi gördün karanlıkta? Kör bir adamın gözlerine sahibim sadece, güneşe gözlerini dikip bakan. Düşenlerin bir daha kalkamadığı yerde düşeceğim."