belki aptaldım, sanırım safım. ne yapmam gerektiğini bilmiyordum ama gitmem gerektiğini düşündüm. keşke evine bağlı biri olsaydım. şimdi telefonumu tutmak için bir sinyal bekliyorum. çok mu ileri gittim, şimdi tek başıma mıyım? şimdi burada bana sarılacak kimse yok.
oksijenim tükeniyor. yapabileceğim bir şey yok ama keşke kalsaydım. tıpkı will robinson ya da roket adam gibi uzayda kayboldum. hatırlayamıyorum, ben geçen aralık ayında kimdim?
anlatarak bitiriyorum hayatımı
bilmiyorum başka nasıl bitirilir bir hayat
bir çiçek çizdim bu akşam avcuma
ismini herşey koydum.
simli ojeler sürdüm yalnızlıktan sıkıldığımdan
müsveddesi gibi şimdi tırnaklarım
yıldızlı bir gecenin
Hayat bir kadının sizi sevmesidir, saçlarınız arasından esen rüzgar, yüzünüze vuran güneş, bir arkadaşınız ile çakır keyif olmaktır. Hayat, aynı zamanda bir kadının sizi terketmesi, yağmurlu bir gün ve bir arkadaşın ihanetidir de.
Hepsini ayrı ayrı istiyordum incirlerin ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararmaya başlıyor birer birer toprağa ayaklarımın dibine düşüyorlardı.
Ancak okula gönderilmedi. Horace ve Vergilius bir yana, dilbilgisinin ve mantığın ilkelerini öğrenme şansı bile olmadı. Arada sırada bir kitap, belki de abisininkilerden birini, alırdı eline ve birkaç sayfa okurdu. Ancak sonra anne ve babası gelir, kitaplara ve yazılara kapılmayı bırakıp çorapları yamamasını ya da yahniye bakmasını söylerlerdi. Keskin ancak sevecen konuşurlardı; bir kadın için yaşam koşullarını iyi bilen kıymetli insanlardı ve kızlarını seviyorlardı; elbette babasının göz bebeğiydi.