Bazen insan hayatta bir şeyleri değiştirmek ister… İçinde bir yer kıpırdar, “Artık böyle devam edemezsin” der. Ama adım atmak, göründüğü kadar kolay değildir. Bir yanım çığlık çığlığa özgürlüğü isterken, diğer yanım korkularımla, alışkanlıklarımla, yaralarımla beni olduğum yere çiviliyor. Ne kadar yürümek istesem de, ne kadar nefes almak için çırpınsam da adımlarım ağırlaşıyor. Kendime “Hadi” diyorum, “Bir kez olsun kendin için adım at.” Ama bazen insan o gücü içinde bulamaz; bulamadıkça da kendine kızar, kırılır, yorgun düşer. Çaresizlik sessizdir aslında… Kimselere anlatamadığın, ama içini parçalayan derin bir sızı gibi. Biliyorum, bir gün kendim için adım atacağım; çünkü içimde hâlâ sönmeyen küçücük bir ışık var. Belki çok zayıf, belki çok yorgun… ama ben yine de o ışığın peşinden gideceğim. Ağlamak istiyorsam ağlayacağım, yorulduysam duracağım, ama vazgeçmeyeceğim. Çünkü bazen en büyük güç, sadece ayakta kalabilmektir.
Değil mi