sadecenursima

Berat kandiliniz mübarek olsunn❤

sadecenursima

"Oysa kabukları arkasında yaşayan insanların da göğüs kafesinde atan bir kalbi vardı. Soğuk gözlerine rağmen kalpleri sıcak ve yaşam doluydu. Ne yazık ki bazı çiçeklere kabuklarında dikenleri olduğu için yaklaşılmaz, nasıl koktuğu bilinmezdi. Evrenin bu değişmez kanunu benim hayatım için de geçerliydi."

sadecenursima

Yaşıyorduk, işkence çekiyorduk, idam ediliyorduk, köle gibi çalıştırılıyorduk, susuyorduk, çığlık atıyorduk ama hepsinin sonunda sesli ya da sessiz bir savaş veriyorduk çünkü seviyorduk.
          Şaşırtıcıydı, sevgi bazen bir savaş meydanının ortasında size uğruyordu.
          O an iki yolum vardı.
          Ya sevecektim, ya ölecektim.
          Sevmeyi seçtim. Onu sevmek de ölümü daima nefes gibi ensende hissetmekti.
          "En büyük savaşların ortasında kurak topraklardan bile bazen çiçek açar, bombalar etki etmez, kökleri sımsıkı tutunur. Bir bakarsın renkler canlanır, güzel kokar her yer. Sen bu çiçeksin diyemem, biz bu çiçeği temsil ediyoruz diyebilirim.
          Özgürlüğümüze."

sadecenursima

Seneler... Seneler sonra, dünya, nefes almanın bile zarar
          verdiği geri dönülemez bir felaketle sarsıldı.
          Ve hiçbir şey aynı kalmadı.
          Milyonlarca insan öldü, geriye kalanlar ise hayatta kalmak için dünyalarını yeniden kurmak zorunda kaldı.
          Burada doğmak ve ölmek yasaktı!
          Kuzeyin en uç noktası, gecenin aylarca hüküm sürdüğü o yer
          kuruldu.
          THALRON!
          Ve insanlar dört sınıfa ayrıldı...
          Din İnsanları, Asiller, Tüccarlar ve Köksüzler...
          Fakat yarattıkları dünya onları daha da büyük bir felakete sürükleyecekti. Çünkü duygular yok edilemezdi:
          Güç, Savaş, Tutku, Aşk, İhanet, İntikam, Fedakarlık ve Kader...
          Kaderle savaşmak mümkündü ama kazanmak asla.
          Çünkü kader çoktan kararını vermişti.

sadecenursima

Bütün Sokak Nöbetçileri'nin gözleri benim üzerimdeydi, benim gözlerim ise onun turkuaz rengi gözlerinden ayrılmıyordu. Hepimiz yine bir amaç uğruna toplanmıştık. "Sokak çocuklarını her gördüğünüzde saçlarını okşayın," dediğimde gözlerim onun kumral saçlarına kaydı, alnına bir tutam saç düşmüştü ve her zamanki gibi dağınık, özensizdi. "Onları sevin, gülümseyin. Bir gün o çocukların büyüyeceğini ve karşınıza çıkacağını unutmayın." Hafifçe tebessüm ettiğimde canım hiç olmadığı kadar fazla yanıyordu. "Büyüdüm, büyüdün, büyüdük." Ona doğru bir adım attım ve başımı kaldırıp "Keşke hiç büyümeseydik," diye fısıldadım. "Keşke büyümeseydin. Keşke o sokaklara ait kalsaydık." Öfkeli değil, bıkkındı. Ruhsuz değil, tepkisizdi. Yalnız değil, kimsesizdi. "İçimi sokaklara çevirmenin bir yolu var mı?" diye sorduğunda sesinde ilk defa başkaldırı yoktu, vazgeçiş vardı. "Kendimi değil ama seni o sokaklarda yaşatıp gizlemek istiyorum."

sadecenursima

"Aşkın son sınavı yanmaktır kızım. Ateş her şeyi yok eder. Toprak sertleşir. Kaktüslerin dikenleri bile buna dayanamaz. Cayır cayır yanar. Kökler kararır, tüm çiçekler solar. Ama şayet..." Hüzünlü tebessümü buruk bir hâl aldı. "Tüm bu yangına rağmen aşk yok olmazsa o zaman zambak yeniden doğmanın bir yolunu bulur ve bu defa ateşe en dayanıklı hâliyle, demirden bir zırhla doğar. Gözle görülemeyen, sadece kalpte açan ve acıya en dayanıklı tek çiçek de odur: Demir Zambak."

sadecenursima

"Zambaklar en ıssız yerlerde açar. Ve vardır her vahşi çiçekte gurur… ⚜️

sadecenursima

@Deliokuyucuuu  sende Allah'a emanet ol görüşürüz
Mag-reply