hırs dolu gözlerinde öldürme arzusu taşıyan bakışların varken usulca öp beni, düşmanlığımızı resmiyete döker gibi yere ser ve sonra beni paramparça et. biliyorsun ki aşkın öyle sahte öyle sıradan ki nefretinin yarattığı tahribat çok daha sıkı sarmamızı sağlayacak birbirimizi. ne kadar vakit geçer bilemiyorum ama eninde sonunda kanımız durur, yaralarımız kabuk bağlayıp kaybolur güçsüz düşüşümüze gülerek yeniden ellerimizi birbirine kenetleriz acını kasıklarımda armağan gibi saklarken bin yıl geçse bile sahip olma imkanım olmayan çocuklarını karnımda taşırım sonra onları sırf sen yaşarken öl diye ortadan kaldırırım. mezardaki iki ölü olana kadar ne sana olan nefretimi saklarım ne de nefretimden doğan hastalıklı aşkımı, yinede bilme isterim seni gerçekten sevebilecek büyük bir kalbim olduğunu lütfen bilme böyle kalalım