çocukluğumdan kalma bir his bu gölgelerden korkuşum. tam burada, yanımdan geçen o bilindik karaltı. var oluşumun en büyük ıstırabı. hayatımı kâbusa çeviren bir kaçış. şimdi o gölge beni aldı. ışıklar söndü, bu ayrı dünyanın üstüne karanlık örtüler çekildi. öteki dünyaya insanların konsantre hallerinin yerleştirilmiş hali burası. seslere gizlenen duygunun mahremiyeti dört duvar arasında. son kez derin bi' nefes alıyorum, geri veriyorum. şakaklarımdan akan ter kendini usul usul boynuma bırakıyor. uyuşan ayak parmaklarım buz tutacak kadar soğuk, avuç içlerim çöle düşmüş gibi sıcak. gözlerim birer pencere. göğsümde hissettiğim ağırlık, bedenimi her an yere yıkabilir ya da arşa çıkarabilir. uyku tamamen terk etmiş değil beni, kolumu kaldıramıyorum sadece ve adamakıllı düşünemiyorum. gözlerim buğulanıyor, içeriden ses geliyor ve tavandaki avizenin taşları kafamı hareket ettirdikçe farklı renklere dönüşüyor. harflerle karışan ağıtlar, ellerimden akıp gidiyor.
bazen anlamını bilmediği ağıtlar insanının canını yakabiliyor.
durmaksızın anlam vermeye çalışarak geçirilen saatler mantık duvarını yıkıyor ve yerini boşluk alıyor. 'neden?' veremiyorsun cevabını ama versen de anlaşılmayacağını biliyorsun. çünkü hissedilmeyen düşünceler anlamaya yetmiyor.