secdeizi

Beled Suresi (Şehir Suresi)
          	
          	Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
          	Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim!
          	Sen de bu şehrin bir sakinisin.
          	Babaya ve onun soyundan gelenlere yemin olsun ki,
          	Biz insanı gerçekten zorluklar içinde yarattık.
          	O, kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
          	O der ki: “Ben yığınla mal harcadım!”
          	O, kendisini kimsenin görmediğini mi zannediyor?
          	Biz ona iki göz vermedik mi?
          	Bir dil ve iki dudak vermedik mi?
          	Ona iki yolu (iyi ve kötü yolu) göstermedik mi?
          	Fakat o, sarp yokuşu aşmaya çalışmadı.
          	Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin?
          	O, bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır,
          	Yahut açlık gününde yemek yedirmektir;
          	Yakın akrabası olan bir yetime,
          	Ya da yoksulluktan toprağa düşmüş bir fakire.
          	Sonra da iman edenlerden, birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.
          	İşte onlar sağ tarafın sahipleridir.
          	Ayetlerimizi inkâr edenler ise sol tarafın sahipleridir.
          	Onların üzerlerine kapatılmış bir ateş vardır. 

secdeizi

Beled Suresi (Şehir Suresi)
          
          Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
          Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim!
          Sen de bu şehrin bir sakinisin.
          Babaya ve onun soyundan gelenlere yemin olsun ki,
          Biz insanı gerçekten zorluklar içinde yarattık.
          O, kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
          O der ki: “Ben yığınla mal harcadım!”
          O, kendisini kimsenin görmediğini mi zannediyor?
          Biz ona iki göz vermedik mi?
          Bir dil ve iki dudak vermedik mi?
          Ona iki yolu (iyi ve kötü yolu) göstermedik mi?
          Fakat o, sarp yokuşu aşmaya çalışmadı.
          Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin?
          O, bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır,
          Yahut açlık gününde yemek yedirmektir;
          Yakın akrabası olan bir yetime,
          Ya da yoksulluktan toprağa düşmüş bir fakire.
          Sonra da iman edenlerden, birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.
          İşte onlar sağ tarafın sahipleridir.
          Ayetlerimizi inkâr edenler ise sol tarafın sahipleridir.
          Onların üzerlerine kapatılmış bir ateş vardır. 

secdeizi

İbn Abbasdan sordular ki ;
          
          “ Allah nasıl  tüm  kullarını aynı zamanda sınağ'a çekicektir ? ”
          
          İbn Abbas dedi :
          
          “ Onları aynı zamanda bir rızıklandırdığı gibi ”.
          
          ( İbn Teymiyye el-feteva, 479/5.)

secdeizi

1304- Sa'id el-Hudri'den (r.a.) rivayet edildiğine gore Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) söyle buyurdu:
          
          "Her kim Rab olarak Allah'tan, din olarak Islám'dan ve Rasûl olarak Muhammed'den razi olursa, cennet ona vácip olur"
          
          Bu söz, Ebû Sa'id'in hoşuna gitti. Bu yüzden, "Ey Allah'ın Rasûlü! Bu sözü benim için tekrarla" dedi. O da onun için tekrarladı.
          
          Sonra da şöyle buyurdu: "Bir başka amel daha vardır ki Allah, onun sayesinde kulu cennette yüz derece yükseltir, 
          
          Her iki derece arası da yerle gök arası kadardır. Es Sa'id, "O amel nedir, ey Allah'in Rasûlü?" diye sordu. 
          
          "Allah yolunda mücadele etmektedir buyurdu 
          
          Sahih Müslim 3496

secdeizi

(Ey Müslüman!) Allah sana rahmeti ile muamele etsin. Bilmen gereken dört önemli mesele vardır. Bunlar:
          
          1-Birincisi: İlim (Öğrenilmesi gereken gerçek ilim) Allah’ı, Peygamberini, ve İslam dinini delilleri ile bilme zorunluluğudur.
          
          2-İkincisi: Bu öğrenilen ilim ile gereğine göre amel etmek.
          
          3-Üçüncüsü: Bu ilmi öğrenmeye insanlığı davet etmek.
          
          4-Dördüncüsü: Bu davet esnasında karşılaşılacak zorluklara, sıkıntılara sabretmektir.

secdeizi

İbn-i Mes'ud (r.a.): Resûlullah (s.a.v.) ondan Kur'an okumasını istemişti. Nisâ Suresi'nin "Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine şahit yaptığımız zaman halleri nice olur?" mealindeki 41. ayetine geldiğinde, Peygamber Efendimiz "Şimdilik yeter" buyurmuş; İbn-i Mes'ud dönüp baktığında Efendimizin gözlerinden sicim gibi yaşlar aktığını görmüştür. Kendisi de hayatı boyunca bu ayetin dehşetiyle ağlamıştır.
          Ebu Zer el-Gıfârî (r.a.): Dünyaya hiç değer vermeyen yapısıyla bilinirdi. Allah'ın azametini düşündükçe gözyaşı döker, "Keşke kesilen bir ağaç olsaydım da hesaba çekilmeseydim" diyerek haşyetini dile getirirdi.
          Abdullah bin Ömer (r.a.): Gece namazlarında cennet ve cehennem ayetlerini okuduğunda durur, dakikalarca ağlayarak Allah'a sığınırdı.