secdeizi

▪️Canın Bedenden Ayrılması Aslında Bir Acıdan İbarettir.      
          	
          	▪️Bu Acı Önce Ruha İşler Ardından Bütün Hücrelere Yayılır… 
          	Hatta Ruhun Bedeninin En Uçra Köşesindeki Bölümüne Bile Bu Acı Sirayet Eder. 
          	▪️Can Verirken Çekilen Acı Evvela Ruhun Başına Gelir. 
          	Sonra Ruhun En Küçük Parçalarına Kadar Yayılır. 
          	▪️Çünkü Ruh, Bedenin Hücrelerinden, Sinirlerinden, Organlarından, Eklemlerinden, Saç Diplerinden, Derilerinden Kısacası Tepeden Tırnağa Bütün Parçalarından Çekilip Alınır.             
          	 
          	▪️İşte Böylesi Bir Anda 
          	Kişinin Çektiği Acıyı, 
          	Yaşadığı Sıkıntıyı Tarif Etmek Mümkün Değildir. 
          	▪️Bundan Dolayı Olsa, “Ölüm Kılıç Darbesinden Daha Kötüdür.” Demişlerdir. 
          	Çünkü Kılıç Darbesi İle Bedenin Yaralanması Kişiye O Bölgenin Ruhu İle Olan İrtibatı Kadar Acı Verir. 
          	▪️Dolayısıyla Ruhun Bizzat Kendisinin Çıkması Ona Kim Bilir Ne Kadar Büyük Acı Verir! 
          	Yaralanan Kimse Kalbinde Ve Dilinde Güç Olduğu İçin Acı İçinde Bağırır Ve Yardım İster. 
          	▪️Halbuki Ölmek Üzere Olan Kimse Çektiği Acının Büyüklüğünden Dolayı Ne Bağırabilir Ne De Konuşabilir… 
          	Çünkü Başına Gelen Sıkıntı 
          	Bütün Ruhuna Sirayet Etmiş, Kalbinden Öyle Her Parçasını Sarmıştır. 
          	▪️Bunun Sonucunda Bütün Gücü Gitmiş, Her Organı Zayıf Düşmüş
          	 Ve Yardım İsteyecek Mecali Kalmamıştır.
          	▪️Akla Gelince, Ölümün Sıkıntısı Aklı Da Sarmıştır… 
          	Bu Yüzden Kişinin Aklı Karışır…                 
          	Ölüm Sıkıntısı Dilde De Görülür. 
          	Bu Yüzden Kişi Konuşamaz…      
          	▪️Organlara Gelince Hepsi Birden Zayıf Düşer… 
          	İnsan İnleyerek, Bağırarak Ve Yardım İsteyecek Bir Nebze Rahatlamayı Diler
          	
          	… Ama Nafile… 

Ehliguraba

‎Can boğaza gelip dayandığında,‎
          	  
          	  ‎(56/Vâkıa, 83) 
          	  
          	  Siz, o zaman bakıyor olacaksınız.‎
          	  
          	  ‎(56/Vâkıa, 84) 
          	  
          	  
          	  ..... (*꒦ິ⌓꒦ີ) 
• Reply

Ehliguraba

@ secdeizi
          	  
          	    ölümden her ne kadar kaçmaya çalışsakta öncekiler gibi bir gün sıra bizede gelecek... ;) inna lillahi ve inna ileyhi raciun ♡
          	  
          	  ‎ رَبَّنَٓا اِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَاد۪ي لِلْا۪يمَانِ اَنْ اٰمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَاٰمَنَّاۗ رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْاَبْرَارِۚ
          	  
          	  ‎“Rabbimiz! Şüphesiz ki biz, ‘Rabbinize iman edin!’ diye imana davet eden bir davetçiyi işittik ve iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve ebrâr olanlarla beraber canımızı al.”‎
          	  
          	  ‎(3/Âl-i İmran, 193) 
• Reply

secdeizi

▪️Bunlardan Hiçbirine Güç Yetiremez… 
          	  Eğer Onun Bir Gücü Kalırsa 
          	  O Zaman Ruhu Alınırken Bir Böğürtü Veya Gargara Sesine Benzer Bir Ses Çıkarabilir… 
          	  
          	  ▪️İşte O An Bütün Damarları Çekilir… Vücudunun İçinde Ve Dışında Acı Yayılır… 
          	  Gözbebekleri Büyür, Dudakları Büzülür, Dili Kısalır, Testisleri Küçülür Ve Parmakları Yeşil Renge Döner.
          	  ▪️Bütün Damarları Çekilen Bedenin Halini Düşünelim… 
          	  O Hali Tasvir Etmek Mümkün Değil… Eğer Kişinin Bir Damarı Çekilse Hissedeceği Acı Çok Büyük Olur…  Peki Çekilen Acıyı Hisseden Ruh İse Ne Olur?! 
          	  ▪️Bu Ruh Bir Damardan Değil, Bütün Damarlardan Çekilecek… İnsanın Her Bir Organı Sırasıyla Ölür… 
          	  Önce Ayakları Buz Keser, Sonra Bacakları Ve Baldırları Soğur… 
          	  Her Organ Ölümün Sıkıntılarını Peşpeşe Tadar… 
          	  
          	  ▪️Nihayet Can Boğaza Dayanır… 
          	  İşte O Zaman Kişinin Dünyaya, Ailesine Ve Malına Olan Bakışları Sona Erer, Tevbe Kapısı  Kapanır, Pişmanlık Ve Hayıflanma Onu Çepeçevre Sarar. 
          	  
          	  ⚘️. Peygamber  ﷺ
          	  Şöyle Buyurmuştur: 
          	  “Allah ﷻ
          	  Son Nefesini Verirken Çıkardığı Sese Kadar Kulun Tevbesini Kabul Eder.”
          	  
          	   Bütün Yönleriyle Ahiret Hayatı
          	   Mahmud el-Mısri Ebu Ammar
• Reply

tecrid

Şeyhülislâm İbn Teymiyye (Allah ona rahmet etsin) şöyle demiştir:
          
          |“İyiliği emreden ve kötülükten sakındıran kimseler, 
          |dinin doktorlarıdır. Hastalıklı kalpler onların 
          |vesilesiyle iyileşir; sapmış kalpler onların vesilesiyle 
          |hidayete erer; yoldan çıkmış kalpler onların 
          |vesilesiyle doğru yola yönelir; eğrilmiş kalpler 
          |onların vesilesiyle düzelir.
          |Onlar, hak yolunun sancaktarları ve hidayetin 
          |kandilleridir.”
          
          
          
          ⊰İbn Teymiyye’nin Fetvalar Külliyatı, 5/237.⊱

secdeizi

▪️Canın Bedenden Ayrılması Aslında Bir Acıdan İbarettir.      
          
          ▪️Bu Acı Önce Ruha İşler Ardından Bütün Hücrelere Yayılır… 
          Hatta Ruhun Bedeninin En Uçra Köşesindeki Bölümüne Bile Bu Acı Sirayet Eder. 
          ▪️Can Verirken Çekilen Acı Evvela Ruhun Başına Gelir. 
          Sonra Ruhun En Küçük Parçalarına Kadar Yayılır. 
          ▪️Çünkü Ruh, Bedenin Hücrelerinden, Sinirlerinden, Organlarından, Eklemlerinden, Saç Diplerinden, Derilerinden Kısacası Tepeden Tırnağa Bütün Parçalarından Çekilip Alınır.             
           
          ▪️İşte Böylesi Bir Anda 
          Kişinin Çektiği Acıyı, 
          Yaşadığı Sıkıntıyı Tarif Etmek Mümkün Değildir. 
          ▪️Bundan Dolayı Olsa, “Ölüm Kılıç Darbesinden Daha Kötüdür.” Demişlerdir. 
          Çünkü Kılıç Darbesi İle Bedenin Yaralanması Kişiye O Bölgenin Ruhu İle Olan İrtibatı Kadar Acı Verir. 
          ▪️Dolayısıyla Ruhun Bizzat Kendisinin Çıkması Ona Kim Bilir Ne Kadar Büyük Acı Verir! 
          Yaralanan Kimse Kalbinde Ve Dilinde Güç Olduğu İçin Acı İçinde Bağırır Ve Yardım İster. 
          ▪️Halbuki Ölmek Üzere Olan Kimse Çektiği Acının Büyüklüğünden Dolayı Ne Bağırabilir Ne De Konuşabilir… 
          Çünkü Başına Gelen Sıkıntı 
          Bütün Ruhuna Sirayet Etmiş, Kalbinden Öyle Her Parçasını Sarmıştır. 
          ▪️Bunun Sonucunda Bütün Gücü Gitmiş, Her Organı Zayıf Düşmüş
           Ve Yardım İsteyecek Mecali Kalmamıştır.
          ▪️Akla Gelince, Ölümün Sıkıntısı Aklı Da Sarmıştır… 
          Bu Yüzden Kişinin Aklı Karışır…                 
          Ölüm Sıkıntısı Dilde De Görülür. 
          Bu Yüzden Kişi Konuşamaz…      
          ▪️Organlara Gelince Hepsi Birden Zayıf Düşer… 
          İnsan İnleyerek, Bağırarak Ve Yardım İsteyecek Bir Nebze Rahatlamayı Diler
          
          … Ama Nafile… 

Ehliguraba

‎Can boğaza gelip dayandığında,‎
            
            ‎(56/Vâkıa, 83) 
            
            Siz, o zaman bakıyor olacaksınız.‎
            
            ‎(56/Vâkıa, 84) 
            
            
            ..... (*꒦ິ⌓꒦ີ) 
• Reply

Ehliguraba

@ secdeizi
            
              ölümden her ne kadar kaçmaya çalışsakta öncekiler gibi bir gün sıra bizede gelecek... ;) inna lillahi ve inna ileyhi raciun ♡
            
            ‎ رَبَّنَٓا اِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَاد۪ي لِلْا۪يمَانِ اَنْ اٰمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَاٰمَنَّاۗ رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْاَبْرَارِۚ
            
            ‎“Rabbimiz! Şüphesiz ki biz, ‘Rabbinize iman edin!’ diye imana davet eden bir davetçiyi işittik ve iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve ebrâr olanlarla beraber canımızı al.”‎
            
            ‎(3/Âl-i İmran, 193) 
• Reply

secdeizi

▪️Bunlardan Hiçbirine Güç Yetiremez… 
            Eğer Onun Bir Gücü Kalırsa 
            O Zaman Ruhu Alınırken Bir Böğürtü Veya Gargara Sesine Benzer Bir Ses Çıkarabilir… 
            
            ▪️İşte O An Bütün Damarları Çekilir… Vücudunun İçinde Ve Dışında Acı Yayılır… 
            Gözbebekleri Büyür, Dudakları Büzülür, Dili Kısalır, Testisleri Küçülür Ve Parmakları Yeşil Renge Döner.
            ▪️Bütün Damarları Çekilen Bedenin Halini Düşünelim… 
            O Hali Tasvir Etmek Mümkün Değil… Eğer Kişinin Bir Damarı Çekilse Hissedeceği Acı Çok Büyük Olur…  Peki Çekilen Acıyı Hisseden Ruh İse Ne Olur?! 
            ▪️Bu Ruh Bir Damardan Değil, Bütün Damarlardan Çekilecek… İnsanın Her Bir Organı Sırasıyla Ölür… 
            Önce Ayakları Buz Keser, Sonra Bacakları Ve Baldırları Soğur… 
            Her Organ Ölümün Sıkıntılarını Peşpeşe Tadar… 
            
            ▪️Nihayet Can Boğaza Dayanır… 
            İşte O Zaman Kişinin Dünyaya, Ailesine Ve Malına Olan Bakışları Sona Erer, Tevbe Kapısı  Kapanır, Pişmanlık Ve Hayıflanma Onu Çepeçevre Sarar. 
            
            ⚘️. Peygamber  ﷺ
            Şöyle Buyurmuştur: 
            “Allah ﷻ
            Son Nefesini Verirken Çıkardığı Sese Kadar Kulun Tevbesini Kabul Eder.”
            
             Bütün Yönleriyle Ahiret Hayatı
             Mahmud el-Mısri Ebu Ammar
• Reply

secdeizi

⚘️ 60 Yaşına Ulaşan İnsanın Artık Mazereti Kalmaz ⚘️
          
           Ebû Hüreyre’den (r.a.) Rivayet Edildiğine Göre Resûlullah ﷺ Şöyle Buyurmuştur:
          ▪️ “Allah, Ömrünü Altmış Yaşına Kadar Uzattığı Kimsenin Mazeretini Ortadan Kaldırmıştır.”
          
           Sahih-i Buhari, Kitâbu’r-Rikâk, 5. Bab
          
           Hadisten Çıkarılan Anlam
          
           Allah Teala Bir İnsana 60 Yıl Ömür Vermişse, Ona Düşünmesi, Hakkı Tanıması, Öğüt Alması Ve Tövbe Etmesi İçin Yeterli Bir Süre Vermiştir. Bu Nedenle İnsan 60 Yaşına Ulaştıktan Sonra:
          
          ️ “Bana Yeterince Zaman Verilmedi.”
          
          ▪️Şeklinde Mazeret İleri Sürmesi İçin Artık Bir Dayanak Kalmaz.
          
           Allah Teala, Fatır Suresi 37. Ayette Şöyle Buyurur:
          
           “Orada, Düşünüp Öğüt Alabilecek Kimsenin Öğüt Alabileceği Kadar Sizi Yaşatmadık Mı? Üstelik Size Uyarıcı Da Gelmişti.”
           Fatır, 35/37
          
           Bu Ayetin Tefsirinde Bazı Sahabilerden, “Düşünüp İbret Almaya Yetecek Ömrün 60 Yıl Olduğu” Rivayet Edilmiştir.
          
           İbn Abbas (r.a.) Bu Ayet Hakkında Şöyle Demiştir:
          ▪️ “Allah’ın Ademoğluna Karşı Mazeret Bırakmadığı Ömür, 60 Yıldır.”
          
           İbn Kesir, Bu Rivayeti Aktardıktan Sonra 60 Yaş Görüşünü Destekleyen Rivayetin Daha Sahih Olduğunu Belirtmiştir.
          
           İmam Kurtubi (rahimahullah) Ayetin Tefsirinde Şöyle Açıklamıştır:
          İnsan Allah Tarafından 60 Yaşına Ulaştırıldığında Artık Mazereti Kalmaz. Çünkü Bu Yaş, İnsanın Tövbe Etmesi, Allah’a İtaat Etmesi, Tevazu Göstermesi Ve Ölümü Düşünmesi İçin Ciddi Bir Uyarı Dönemidir.
          
           Not: Müfessirler Bu Ayette Zikredilen Yaş Sınırı Hakkında Farklı Görüşler Nakletmişlerdir. 40 Yaş, 46 Yaş Ve Başka Görüşler De Bulunmaktadır. Ancak 60 Yaş Görüşü, İbn Abbas, Ali (r.a.) Ve Ebû Hüreyre’den Nakledilmiş Olup, Buhari’de Yer Alan Sahih Hadis De Bu Görüşü Güçlendirmektedir.

secdeizi

Ömer 
          رضي الله عنه  
          gece namazına kalktığında șöyle 
          dua ederdi:
          
          "Allah'ım konumumu ve ihtiyacımı biliyorsun. 
          
          Beni, katından ihtiyacım giderilmiş olarak, kurtulmuş ve başarmış olarak, 
          duası kabul görmüş ve kendisine icabet edilmiş olarak, bağışlanmış ve merhametine ermiş olarak döndür .
          
          [ İbn Ebi Şeybe, 30130 ] ⚘️

secdeizi

َبَعَثَ ٱللَّهُ غُرَابًۭا يَبْحَثُ فِى ٱلْأَرْضِ لِيُرِيَهُۥ كَيْفَ يُوَٰرِى سَوْءَةَ أَخِيهِ ۚ قَالَ يَٰوَيْلَتَىٰ أَعَجَزْتُ أَنْ أَكُونَ مِثْلَ هَٰذَا ٱلْغُرَابِ فَأُوَٰرِىَ سَوْءَةَ أَخِى ۖ فَأَصْبَحَ مِنَ ٱلنَّٰدِمِينَ
          ⸻
          “Derken Allah, Ona Kardeşinin Cesedini Nasıl Gömeceğini Göstermek İçin Yeri Eşeleyen bir Karga Gönderdi. 
          O da: ‘Yazıklar Olsun Bana!       Şu Karga kadar Olup da Kardeşimin Cesedini Gömmekten Aciz mi Kaldım?’ dedi. Artık O, Pişman Olanlardan Oldu.”
          
          Maide Suresi – 31
          
          Bu Ayet, Adem’in 2 Oğlu (Kabil ve Habil) Kıssasında Geçer.

secdeizi

 "Her Doğan Çocuk Fıtrat Üzere Doğar. 
          Sonra Anne ve Babası Onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi (ateşe tapan) Yapar."
          
          ⚘️ Sahih-i Buhari:
           Cenaiz Bölümü (Hadis No: 1358, 1385) ve Kader Bölümü (Hadis No: 6599)

secdeizi

⚘️RASULULLAH ALEYHİSSELAM’IN GÜN BOYU YAPTIĞI AMELLER⚘️
          
          Sabah Namazından Sonra
          Namazı kılıp, zikir ve tesbihattan sonra mescidde oturduğu yerde bağdaş kurar, sahabeler de Peygamber ‎ﷺ etrafında halka şeklinde toplanırlardı. Bu meclis bir ders meclisiydi. Gelen vahiyler bu mecliste ashaba bildirilirdi. Gün boyu görülecek işlerin programı ve günlük meseleler aynı ortamda müzakere edilirdi.
          Alışveriş, iletişim ve diğer ahlaki meseleler hakkında ashabına talimatlar verirdi.
           (Müslim Salât 98, Nesâî Mescid 38, Müslim Rüya 13)
          Çoğu zaman sahabelere gördükleri rüyaları sorar ve yorumlarını yapardı. Bazen kendisinin gördüğü bir rüyayı anlatır ve yine yorumlardı. Ancak daha sonra bu adetini terk etmiştir.
          (Buhari, Ta’bir 1)
          Bazı günler sahabeler cahiliye döneminde yaptıkları amelleri edeple anlatır veya şakacı konulardan bahsederlerdi. Rasûlullah ‎ﷺ onları dinler ve gülümserdi.
          (Nesai İftitah 21)
           Ganimet malı olduğunda bu vakitte dağıtılırdı. Güneş iyice yükselip hava ısındığında bazen dört, bazen sekiz rekat Duha (Kuşluk) namazı kılardı.
          Ahmed İbn Hanbel 6/106/242)
          Bu amellerden sonra evine gider ve ev işlerine de yardım ederdi. Günde bir defa yemek yer ve öğle vaktinde dinlenirdi.
          Ahmed İbn Hanbel
          Peygamber ﷺ namazı cemaatle kıldıktan sonra Medine-i Münevvere’nin pazarına çıkar, dükkân sahiplerine ve satılan mallara göz atardı.
          el-Mebsût
          Malların kalitesine bakar, terazi ve ölçüleri kontrol ederdi.
          Mahallede ve pazarda ihtiyaç sahibi olan kimse varsa, onun ihtiyacını karşılaşırdı. Namazı cemaatle kıldıktan sonra eşlerinin her birinin yanına ayrı ayrı gider, onların hâlini hatırını sorardı. Bu sırada onlar için önceden belirlediği vakitlere riayet ederdi.
          el-Edebü’l-Müfred
          Namazı cemaatle kıldıktan sonra nafile namazları kılar, daha sonra sırası olan eşinin evine giderdi.
          Ebû Dâvûd
          Eşlerinden birinin yanına gittiğinde, genellikle diğer eşleri de o evde toplanırlardı.

secdeizi

Ebû Dâvûd, Nikâh, 38; Ahmed ibn Hanbel, 6/108
            Böyle bir meclis oluştuğunda Medine-i Münevvere’nin diğer kadınları da dini meseleleri ve ahlaki konuları öğrenmek için bu meclise gelirlerdi. Aile içinde nasıl güzel davranmak ve geçinmek gerektiğini öğrenir, bazıları sıkıntılarını, bazıları ise ihtiyaçlarını Peygamber’e ﷺ bildirirlerdi. Rasulullah ﷺ onları dini kurallara uygun şekilde dinler ve sorularına uygun şekilde yol gösterirdi.
            Siretü’n-Nebi
            Dinlenmek için eşlerinden birinin evine giderdi.
            Buhari, Mevakit, 23/39; Tirmizi, Salat, 11
            Bir beldeye gittikleri zaman orada iki rekât namaz kılardı.
            Buhari, Müslim
            Dinlenirken daima sağ tarafı üzerine uzanır, sağ elini sağ yanağının altına koyar ve yüzünü kıbleye doğru çevirirdi.
            Mecmaü’z-Zevâid
            Misvakını başucuna koyardı.
            Tirmizi, Deavat, 18; Ahmed ibn Hanbel, 4/281
            Yatacağı zaman Cuma, Teğabun ve Saffat surelerini okurdu.
            Tirmizî, Deavat, 18; Ahmed ibn Hanbel, 4/281
• Reply