sekizkursun

ama benim yazıp yaktığım bütün mektuplar sana. neşem, hüznüm, kırık kalemimin mürekkebi hep sana. sardığım tütünde, yazdığım şiirde, kafamı kaldırıp baktığım semada bile senin adın yazılı. baktığım yerde olmayanım, bütün mısralar şahit ki daldığım her yerdesin.

sekizkursun

ama benim yazıp yaktığım bütün mektuplar sana. neşem, hüznüm, kırık kalemimin mürekkebi hep sana. sardığım tütünde, yazdığım şiirde, kafamı kaldırıp baktığım semada bile senin adın yazılı. baktığım yerde olmayanım, bütün mısralar şahit ki daldığım her yerdesin.

sekizkursun

seni sevince pazara çıktım sevinçten. enginar aldım “süper enginarlar” diye bağıran adamdan. oturup ağladım sonra, şaşırdın. bu “süper” oluşta canımı acıtan bir şeyler vardı, canımın acısıydın. ben bir tek o canı unutmamak için her şeyi hatırlamıştım. sevişmiştik. evde binlerce tespih böceğinin ayak izleri. sevişmiştik. biri başımdan aşağı pırıltılarla dolu bir sözlüğü boşaltmış gibi. seni sevince kıpırdayan her şiiri, kahverengi bir çaydanlıkta saklıyorum.

sekizkursun

seninle şu tozdan kanepeye uzanabilirdik. ikimiz tek bir kanepeye sığabilirdik. işte o zaman dünya çok küçük olurdu. seninle tek bir kanepeye sığabildiğimizde dünya çok küçük olurdu çiçeğim, yalnızca sen olurdun.

sekizkursun

bu tepe pullu tepe, 
          nenni de yârim nenni.

sekizkursun

uyardım öpe öpe, 
            eski de yârim hani. 
Reply

sekizkursun

dediler yâr uyumuş,
            nenni de yârim nenni. 
Reply

sekizkursun

su gelir sere serpe,
            eski de yârim hani.
Reply