selenophile_nora

Her şeyi unuturum da odamda duvara bakıp "Allah'ım nolur bana yardım et" dememi unutamam.

selenophile_nora

Gerçekten ağlıyorum, kitabın finalini yazmak güç olurmuş insana gerçekten. İki senedir yazdığım hikaye son buldu ve hiç iyi değilim. Sonu böyle olsun istemezdim...
          _____________________________________________
          
          "Anlasana diyorum anlamıyorsun, anla sana işte." dedi dudakları dudaklarımı bulduğunda. Evet şimdi bana aşık olduğunu tam anlamıyla göstermişti. Elleri belimde, dudakları dudaklarımdaydı. Şarkı çoktan bitmişti. Bu bizim sonumuzdu, o yanımdaydı. Bu benim için mutlu sondu aslında...
          
          Dudaklarından ayrılıp, gözlerinin içine baktığımda, "Anladım bana." dedim ve hemen ardından "Sana çok aşığım." dedim. Ve sonra tekrar dudaklarımız birleşti. Belki bu bizim için sonsuz birleşimdi, başkaları içinse bu bizim sonumuzdu... Ama benim için sonsuz mutluluktu sadece...
          ________________________________________________
          
          https://www.wattpad.com/1390986097?utm_source=android&utm_medium=link&utm_content=share_published&wp_page=create_on_publish&wp_uname=Nurpapatyasever&wp_originator=M8toJSrJAyHJno73IXEZi76tYdTwMd1A7OOyRyOcJyghSsCYkc%2Bq795rLRtdE3Hl%2FtQI86eyRYdvkvA6%2FPy3CI6bOYIfFmSJcMOH2fpPCOgx3GitQTdcZ%2FAc7y1TIngI

selenophile_nora

Biz dört kişiydik; Umutları, geçmişleri ve gelecekleri ellerinden alınan dört kişiydik...
          
          Biz dört kişiydik; Raydan, Uman, Orean ve ben yani Elbruz Cebesoy...
          
          Biz dört kişiydik; Etkili, umutlu, direnen ve silahlara dönüşen dört kişi...
          
          Biz dört kişiydik; Zamanı geldiğinde bir birimize düşman edecekleri dört kişi...
          
          Buraya gelirken çocuktuk, çıktığımızda da aynı olacağını umuyorduk... Ama buranın bizi bir birimize düşman edeceğini ummuyorduk. 
          
          Sonumuz nasıl olacağını bilmiyorduk, tabi sonumuz olmasına izin verirsek...
          
          Biz dört duvar arasına sıkıştırılmış, birilerinin istedikleri üzerine yaşayan gençlerdik. Hiç bir zaman kontrol kendi elimizde değildi, biz birilerinin kuklası, maşası haline gelmiş gençlerdik...
          
          Ve bu hikayede yalnız değildik, bizim gibi bir sürü hayatı elinden çalınan dostlarımız vardı...
          
          

selenophile_nora

Yeni kitabı da Anla/Sana bitince yüklerim çıkıpssss
Reply

selenophile_nora

Yüzü asla zihninden silinmezken, kalbinden nasıl sileceğini düşünürmüş. Herhalde aşk dedikleri bu anlama geliyor diye düşünmüş. Sadece ama sadece bir kez gördüğü o adama karşı olan duyguları onu hep şaşırtıyordu. Her gün, aynı saatte onu izlediğini biliyordu, bu yüzden tedirgin bile olmuyordu. Onun kim olduğunu bilmiyordu, ama ona güveniyordu. İçinde ona güvenmesini isteyecek bir duygu vardı, o adamın yüzünü zihnine getirdiğinde kalbi kuşlar gibi kanatlanıp, onu mutlu ediyordu....

selenophile_nora

Veee Anla/Sana 10k oldu. Şuan o kadar çok duygulandım ki, ben ilk izlenmelerimi hatırladım. İlk kitabımı yazdığım zamanlar yani geçen sene, buralara kadar geleceğimi düşünmüyordum. Öylesine, hobi niyetine yazıyordum. Yani ilerde böyle güzel okunmalar ala bileceğimi düşünmüyordum. Kendimi tebrik ederim gerçekten. Daha nice K'laraaa❤️❤️❤️

selenophile_nora

Eskiden ay ve güneşi iki kavuşamayan sevgili sanardım. Neden bilmiyorum, belki ikisinin de birebir birbirlerine benzemesinden, belki de birbirlerine ışığını yansıttıklarından...
          
          
          Yağmur her yağdığında güneş, ayı bu gün de özledi diye düşünmeden edemezdim. Her yağmur damlası; yalnız kaldıkları günü temsil ediyordu benim için. Ay her gece o karanlıkta güneşi bekledi. Belki doğar diye... Güneş ise ay için sönmeyi diledi... Karanlıktan korkuyordu ama o aşkı için ölüp yıldız olmayı diledi. Güneş ay için tüm gücüyle yanıp tutuştu. Ay ise her gün daha da karanlığa gömüldü... Ancak güneş her karanlıkta ayı yanan ateşiyle parlatmaya devam etti... İşte buydu Ay ve Güneşin aşkı... Dilden dile dolaşacak kadar ihtişamlı; gerçekleşmeyecek kadar güzeldi !...
          
          ~ ~

selenophile_nora

Yapmayın. Yalvarıyorum çocuklarınıza kötülük yapmayın. Onlar sizin öfke patlamalarınızı, duvarlara çarpılan eşyaları görmeyi, küçücük kalplerine ağır gelen sözlerinizi, duvarları çınlatan o bağırışlarınızı duymayı haketmiyorlar. Gerçekten haketmiyorlar. Ben dayanamıyorum bir çocuğun ağlamasına. 
          "Annem saçlarımı çekti dipleri çok acıyor" diyor gözyaşları içinde bir çocuk. "Sırtıma da vurdu çok acıyor" diyor. Ben bakmaya dayanamıyorum siz nasıl el kaldırıp onlara böyle zulm ediyorsunuz!? 
          "Annem kitabımı duvara çarptı yırtıldı" diyor ağlayarak. 
          "Neden?" diyorum 
          "Okumadığım için.." diyor. "Yoruldum ondan..." diyor.
          "Tamam ağlama yeni kitap alırız" diyorum,
          "Ama o kitapta anılarım vardı benim" diyor. 
          Anlamıyor musunuz size minicik görünen şeyler onların kalplerinde ne kadar büyük.
          Ben bu satırları ağlayarak yazıyorum, belki haddim olmayan şeyler de söylüyor olabilirim ama çocuklara yapılan şey öyle acı verici ki kalbimizi acıtmalı. 
          Eğer öfkenizi kontrol edemiyorsanız bu konuda tıbbi yardım alabilirsiniz. 
          Öyle çocuklar var ki o küçücük bedenlerine rağmen öyle büyük acılar yaşatıyoruz ki dayanamıyorlar, unutamıyorlar bir ömür, ya bir ömür, unutmuyor hatırlıyorlar....
          Ne olur onlara saygı duyun çünkü onlar bizden daha masumlar ve emin olun saygıyı belki de en çok onlar hakediyorlar. Kendinizi onların yerine koyarak yaklaşın onlara. Minicik ruhlarında devasa yaralar açmayın. Hayatlarının tamamını, son nefeslerine değin tamamını, etkileyeceğini unutmayın davranışlarınızın..
          
          Çocukların daha bilinçli daha az yara ile büyütüldüğü yarınlara.... ☘️