Pelin, Erim'in yüzünü avuçlarının içine alıp onu hırsla öptü. "Benim kahramanımsın," diye fısıldadı. O gece, odalarındaki yatak sadece bir uyku yeri değil, bir savaş alanı gibiydi. Erim'in gençlik enerjisi, Pelin'in olgun ve yönlendirici tutkusuyla birleştiğinde, sabaha kadar süren bir şehvet döngüsüne giriyorlardı. Defalarca birbirlerinde kayboluyor, terleri birbirine karışırken her seferinde daha sert, daha derin bir bağ kuruyorlardı. Erim, Pelin'in vücudunun her kıvrımını bir ibadet gibi tanıyor, Pelin ise Erim'in kollarında yeniden doğduğunu hissediyordu. Sevişmeleri sadece fiziksel bir eylem değil, birbirlerine sundukları birer hayat sözleşmesiydi. Sabaha karşı birbirlerine sarılıp uykuya daldıklarında, odadaki hava hala onların yakıcı ten kokusuyla yüklüydü.
"FİLENİN KALBİ"
yeni bölümler
yayında