Can, kalemini tabletin üzerinde bir anlığına durdurdu ve sarı camlarının üzerinden bana baktı. "Brütalizm, dürüstlüktür Sıla. Betonu saklamaz, olduğu gibi gösterir," dedi sesi bu kez daha alçak bir perdeden çıkarken. "Belki de müşterilerim ağlamaz, aksine ilk kez maskesiz bir binayla karşılaştıkları için huzur bulurlar. Ne dersin?"
Sandalyemi geriye atıp ayaklandığımda gözleriyle beni süzdü. Zaten azıcık Güneş gören odamı daha da karartan ahşap jaluziyi çekerek yukarı kaldırdığında oda biraz daha aydınlandı.
"Al sana brütalist, karanlıkta hiçbiri görünmezdi sonuçta," diyerek yerime geçtim.
"Sonunda iki deliyi bir potada eritecek hamleyi yaptın," dedikten sonra işine gömüldü. Ciddi ciddi benim odamda çalışıyordu. Onun bu haline göz devirdikten sonra işime döndüm.