serzenis

görünce dünyamın yıkıldığını. 

serzenis

bugün bir şey oldu. bir his iki göğsümün tam ortasına oturdu. hüzün desem değil, sıkıntı desem değil, dert desem değil. bir ağırlık ki adı nedir, neyle. ölçülür. bu kez başımı geçmişe çevirmedim, camlar buğuluydu önümü de göremedim. içime baktım, o ağırlaştıkça ağırlaşan beni bir köşeye sıkıştıran ağırlığa. önce hesap sordu bana, sonra: ben buraya kendiliğimden gelmedim, beni aldın önce ellerinde taşıdın. sonra yoruldun sırtına aldın, taşıyamaz hâle geldin. tamam artık sırtından atacak ikimiz de birbirimizden kurtulacağız dedim ama bu kez beni içine aldın. kendi kalbini yine kendin kırdın dedi. bugün bir şey oldu. bugün, yalnızlığım benimle konuştu. 

serzenis

insanlar havada uçtu ama yerde öldüler. 

serzenis

uzakta ol istediğin kadar, kendimden bile yakınsın bana. 
Contestar

serzenis

sen bereketi öpüşlerin bal eden hayat yükümü.
Contestar

serzenis

sen, karanlık ormanlara düşen o yüce ışık. 
Contestar

serzenis

gönüldür, kanar. 

serzenis

dünyâ'dır, kandırır. 
Contestar

serzenis

☘︎

serzenis

nemrut ateşiyle sabaha kadar, içimde binlerce ibrahim yanar. 
Contestar

serzenis

ben sana bir cümle diye başlayıp bin cümle dizişimi biliyorum. şimdi boğazıma dayasan yeni bilenmiş bir bıçak, bir cümle kurmam. dağlar aşılır pek tabii ama içimizdeki suyu taşırmamaya güç yetirilemeyebilir. yaz. ben yenilmiyor olabilirim ama benim yerimi diri tutacak tüm etkenleri bir tabutta biriktirdim. istemsizken ufacık bir kibrit kocaman bir orman rolünü üstlenir, yakmak çok güç olur. ama isteyince tüm ormanlar bir kibritin kutusunda alevini bulur görüyor musun. ben kalkmış eyüp sabrımla ibrahim'in ateşini söndürüyorum. 
Contestar