shameofgod

tanrının beyninde milim kıpırdamayıp kendini meşguliyetle kamufle eden o bozguncu benim. biri vurduğu satır darbesinde kan, öbürü mürekkep akıtırken giyotinle şiir kazıyanlara tepkidir varlığım.

shameofgod

bazen aklım almıyor; onu yalnızca ben, hem de öylesine içten, öylesine dolu dolu severken, ondan başka hiçbir şey görmez, bilmezken, ondan başka hiçbir varlığım yokken, nasıl olur da onu bir başkası da sever, sevebilir?

shameofgod

âşığım yatağımızı terketmiş, bir elma ağacının gölgesi önünde, kıyamet gelene dek tüm uykularını, içinde coşup tenine bulaşan sıcaklığını, gövdesini en çok, buselerini, günü doğuran sesini ve gözlerini küçüğünden sakınmıştı. toprağı kokluyordum. ulaşamadım kokusuna.