siirlerdecanverdim

bu gece yine bana yazdığın yazıları, şiirleri ve eski mesajlarımızı okuyorum. bugünkü hissettirdiklerinle kıyaslıyorum da canım çok acıyor. onları yazan sensen şimdi beni bu kadar yok sayan kim? dayanacak takatim kalmadı. ya aklım çıksın benden ya sen. 

siirlerdecanverdim

bugün canım çok yandı, çok. dışarıdan her şey mükemmeldi. öyle gözükmesini sağlıyordum. ama içerimde bir yangın var. kalp yangını. son üç yıldır olduğu gibi yine o, bana kendimi iğrenç hissettirdi. beklentimi hem kesmeye çalışıp hem de hâla beni anlamasını beklemek benim aptallığımdı evet. ama bana hiç kimse onun kadar değersiz hissettiremezdi. bugün gözlerim gülse de zihnimde hep “neden, nasıl?”lar dönüp durdu. bunların cevabını alamamak ve bir yerden sonra gururumu ayaklarının altından alıp sana sormamak çok zordu benim için. sürekli kendimi kastım, kastığım için vücudum titremeye başladı ama durmadım. ve en sonunda şimdi ateşler içinde yanarken bunları yazıyorum. evet hasta oldum. ve babamın ölümünden beri hiç bu kadar ağır grip olmamıştım. o’nun yüzünden hasta oldum. tabi kabahatin büyüğü bende. bu kadar değersizleştirmesine izin verirsem beni, olacağı bu. ya bir yerlerde ölmeyi dileyip dururum ya da böyle ateşler içinde yanarım. içtiğim üçüncü bitki çayı da işe yaramazsa gece dört sularında gözümü acilde açabilirim. keşke babam olsaydı da ateşim düştü mü diye yarım saatte alnıma kondurduğu bir sıcacık öpücüğüyle ateşimi kontrol etseydi. babamın bana son sözü “kendine iyi bak.” olmuştu. üst üste on beş kere aynı şeyi söylemişti. gidişinin ardından neredeyse iki yıl olacakken söylüyorum; kızın kendine iyi bakamadı. 

siirlerdecanverdim

ben yine büyük hatalar yaptım. sana yazdım. sana hislerimi yazdım. sense bana düşmanınmışım gibi konuşmaya devam ettin. her zamanki gibi sana kırgınım dedim, umrunda bile olmadı. ama artık dün sondu. senin bana söylediklerini sineye çekişimin, bana bu kadar kötü davranma hakkını sana verişimin sonuydu. aklım almıyor; ben hâlâ bana verdiğin en sevdiğin kitaplarına, en sevdiğin oyuncaklarına bakıp bakıp keşke bunlar bende kalmasaydı deyip ağlarken sen bana nasıl bu kadar acımasız davranıyorsun? sorsan söylediğin her cümle kalbîmi paramparça ediyor. ama sen sormazsın, bilirim. ama artık kendim için son kez bugün yeni bir sayfa açacağım, sensiz. cesaretim olsa tüm gece okuduğum mesajlarımızı, fotoğraflarımızı, şiirlerini, sana adadığım şarkı listemi siler ve seni engellerdim. ben bugün bunları yapamayacak olsam bile artık sen benim hayatımda olmayacaksın. ben zaten senin hayatına hiç girememiştim. acımasız kalbine, elveda. 

onyediyevaramadim

umarım senin için en doğrusuna karar verisin. : )
Mag-reply

siirlerdecanverdim

bugün sahaflarıma gittim.  senin çok beğeneceğin kitaplar aldım kendime. sana da yahya kemal ve rilke’den kitaplar aldım. ama sen yarın gidiyorsun ve ben sana veremeyeceğim. o kadar canım acıyor ki. nasıl devam edeceğiz böyle? bir şeyleri, bizi yoluna koymak için son şansımızı da bugün kaybettik. seni çok özleyeceğim sevgilim. 

siirlerdecanverdim

“Özlem, ayrılışın sonucudur ya — işte : dayanamaz ona — ayrılmış olmak, neredeyse (hayır : tam da) inanamadığıdır, özleyenin : nasıl olabilmiş de özlenen ondan ayrılmış, gitmiş, uzaklaşmıştır — nasıl olabilir de, özleyen, şimdi, özlenenin yanında, onunla birlikte, olmayabilmektedir — olmamalıydı bu : olamamalıydı —
          olmamış olmalıydı — olmamış
          olmalı!...
          Özlem, kendini doğurana —ayrılışa—, dayanamaz.
          Özlem, dayanamayandır.
          Özlem dayanamaz.
          Nasıl, sevdikleri kişileri yitirmiş kişiler, "İnanamıyorum — hemen şimdi, oradan çıkıp gelecekmiş gibi geliyor", diyorlarsa — bunu da açıkça duyu-yorlarsa... - Ya da, garip bir göz yanılmasıyla, gördükleri bir kişiyi sevgiti olülerine benzetiveriyorlarsa — bunun bir yanılsama olduğunu da açıkça bilerek...”