sipehdar

Zaten aklıma ne doluşacaksa genelde banyoda ya da namazda yakalar kurulanınca veya selam verince ise öyle işte bana en güzel yaş nedir diye sorcak olurlarsa on dokuz diyeceğim ve on dokuz tane saltanat vagonuyla bir tam tur dönerken kendimi bilediğimi asla bilemediğimden bahsedeceğim

sipehdar

Zaten aklıma ne doluşacaksa genelde banyoda ya da namazda yakalar kurulanınca veya selam verince ise öyle işte bana en güzel yaş nedir diye sorcak olurlarsa on dokuz diyeceğim ve on dokuz tane saltanat vagonuyla bir tam tur dönerken kendimi bilediğimi asla bilemediğimden bahsedeceğim

sipehdar

3 yıl sonraya gidip buraya denk gelesim geldi

sipehdar

Gerinip duran kuş
Reply

sipehdar

Amk kendime care bulamadimki size bulayim ya
Reply

sipehdar

Hic telkin veremiyom
Reply

sipehdar

Nazli deniz borani cok severim

sipehdar

Roketleyemedi abort etti
Reply

sipehdar

Nefes alamiom "ğığığı"
Reply

sipehdar

bak yaziyon siliyon okuyamiyom bildirime dusmuyo bak

sipehdar

np hepsine yavsarim
Reply

sipehdar

"gitmek hep daha uzun
          hiç
          kırık bir söylentidir
          anımsarım
          kopmuşum bir yerden
          paramparça sanki
          insansız kalmış bir palto
          insanlı belki
          tadı
          hüznü koparılmanın
          tren bir eski
          düşman
          ölüm
          ya tabut
          anımsarım
          raylardan kayar gibi ellerden kaydığını
          bir parçamın
          büyük
          geride kaldığını
          orada
          hatırlarım
          geride kalmak tadını
          bazen deniz
          biraz toprak
          sonsuz
          anımsarım
          derlerdi: bir söylentidir ölüm
          tren hiç
          giderim giderim giderim işte gittiğimdir
          yaşamak
          yaşamak o giderken biriktirdiğimdir"

sipehdar

Ben de senin o sancıyan kanından, canındanım

sipehdar

Yüzünle ellerime tutun
            Bana bak
            Armamız aruz olsun kızımız obur kayısı ağacında salıncak
            Çabuk cehdim derimi yüzmeden
            Sen enmeden dinmeden
            Sonra nihayet esen pervazda yeşili kehribar açığı tekir kedi
            Her kibar oturan sen misin yanımda
            Fazilet dedikleri sen misin bu kara bahtımda
            Yoksa yoğuşmuş katran iktiranıyla pâyimal olagelirken kandırdılar mı beni zulmetin bağrından nur doğacak diye
            Sağ kaşım sızlıyor alnımın çatından
            Dirseğimde kıvılcımsı ağrı
            Canımda isyanın nüvesi
            Çitten salon kapısı
            Gözlerine bu renkleri kim bahşetti tanrı mı
            Ben tanrıyı severim
            Ablamı ve kedimi aldı ama severim
            27.
Reply

sipehdar

5.9
            Küllüğün üflenmiş kristal bir küllüğün nedameti
            Kulluğun azleti
            Süpürgeliklerin çivilerine çarpanda oluk oluk akan kan
            Şimdi gövden bürüsü
            Varsın yürüsün
            Legato
            Kaygı gütme sancıma
            Varlığı hayatın yaşamlara nüansı
            Üzüm üzüm şırada bu vakıflığı olur da kaldıramazsam
            Bir anlık gafletle kaşınırsa avuçlarım
            Senin yörende ağaçlarım olsun kayından
            Yargıçı vekilim olan dimağında dişleri olan
            İçinde korkuntudan kanatlarını açan uçarı ürkek asi kuşlar kafesi bir meclisin yavrusuydum
            Gözlerimde bir sineklik ardı siyahlığı ve renkler boz
            Meğer gerçek yeşil bu gerçek mavi buymuş
            Tuzlu su yakmazmış o denli
            Dolan yaşlar önüne akmadan ardına karıştıkça perde arkasını soldurdu kahvesi elaya çaldı zâtın
            'İlkyaz mı bu hani nerde ankara
            Cılk yumurta akı kına yakısı
            Sürgün hızı sürgün hızı yürektedir
            Kavuniçi buğday tanesi yanık yarası
            Koş bre doru at koş bre doru at
            Sürgün hızı yüreğime tak eder
            Ben böyle ankarayı neyleyim'
            Her yer altın yaldız
            Her yer altın yıldız
            'Üzerinde apoletleri sökülmüş kanlı yüzbaşı üniforması vardı
            Selim birden kendi giyimine baktı
            Kendisinde de aynı apoletsiz üniforma vardı'
            Sineme eğilerek korunacağım intişardan
            Defne yaprakları saracağım saçlarına sonra kendi saçlarıma
Reply

sipehdar

2.9
          bazen yaşamayı istiyorum
          bi evim olsun kendi içimdeki boşluk doysun diye içini ahşap kırmızı ve yeşil eşyalarla doldurayım
          bu his bütün eklem ağrılarımla uzanırken boynuma gelen esintiye ürperip ağrıların uyuşması gibi
          ortaokulda babamla dere kenarında bi arsaya on üç kadar kavak tohumu ektim
          koruya köy yolundan giderken sapmadan önce petrol ofisinin karşısında yolun diğer tarafında biraz ileride ufak bi asma köprü var
          onun da ilerisinde on üç tane kavak ağacı
          ne kadar doğru bilmiyorum ama işte onlar hep ben ekmişim gibiydi
          sormadım da
          sorarım
          dizlerim ağrıyor
          çok unutkanım geçen senelerimi ve aylarımı unutuyorum
          bu yönümle andan ibaret miyim
          yirmi iki yaşıma bir ay var iki tutulması
          sağ diz kapağım fena
          biraz kilo verdim saçlarım kötü durumda
          ağaçların yaprak sesiyle su sesini karıştırıyorum

sipehdar

şimdiki ben yalandır
            olmadığım halimi özledim
            atkımın içinde kaybolmayı
            ne ki kırıldım
            adım sonra koyulmuş
            benden önce gelir
            eskiyen günlerle ağırbaşlı
            ıssız aklımın ermediği yaşta
            bilmediğim halimi özledim
            artık benden daha yaşlıyım
            küçüğüm benden üzgün
            benden bir sonradır
            kış indi gözyaşı oldu
Reply

sipehdar

bazen de kafamdan karanlıkta sadece yüzerek açılmak geçer koşarken tökezleyip diz çöktüğüm iskeleden başlayarak
            buna binaen hayatım boyunca hiçbir konuya açıklık getirmediğim gibi ses de getirmem
            böyle anlarda dizimin dibinde hep bi çocuk oynar genelde
            genelde kumraldır
            akyaz çocuklarıysa hep omuzlarımda taşıdım
            akyaz çocukların hepsi çocukluğumun avucundaki o tek eldi
Reply

sipehdar

tuhaf bi öfkem var susmaya devam ettiğim tuhaf bi öfke kapıyı yavaşça kapatmak gibi otuz hız sınırını geçmemek sırtın yansa da yavaşça soyunmak susmayan kediye kuşa ota böceğe en önemli uğraş anını yarılayıp bakarak beklemek gibi gözünü kırpmamak şayet beklediğin buysa al oldu beğenmedin değil mi siktir git o zaman demek gibi kızıp annenin yemeğini yememek gibi ve o denli de bilindik ki tabağın bile koyulmayışı tahta kaşıkların bakır tenceredeki sesleri gibi yaşlı bi kadının evinin kokusu gibi canım gibi canımın yangısı gibi yeşim gözlüm gibi ve bir insanın alnının ortası dahi olsa gözünün kaldığı noktada hayatın dartlaşması gibi damağında gezinen dilin fena kaşıntısı gibi kibir gibi kristal kar gibi üç saniyede aydınlanıp sönen asla yağmayan gece yıldırımları gibi pazar sabahı mutfağın ince camı gibi seyrelmek nezaret etmek tertemiz sıyırmak kulağından ense köküne doğru
          fena acı çok görecelidir ben fena acının manevisini duyarken tetiklediği fizikselin maneviyi baskılamaya başladığına şahitlik ederim ve hep bu yüzden fiziksel acı en fena acıdır
          çift karakterlidir tıpkı benim gibi ben çift karakterliyim kardeşim benim bedenime doğdu içerimden aşağısı hep onundu şimdi dileniyor ağzımdan taşmaya
          beyinde ya aktif birincil yahut hiç olacak türden şeffaflaşabilen böyle olduğu için bunu isteyen bi insandım
          kardeş kaybı bana hiçbi şey katmadı sadece benden götürdü ve bunu ne ölen ilk arkadaşım muratta ne de onurda hissettim sadece aksamlarının eğimleri doğrultusunda yaşayan bi "çocuktum" henüz
          büyüdüm ve görmeye başladığım geçmiş topallığıma korkular ekledi
          korkularla insandan kaçtım ardından sırtını yıkadım
          korku demedim adına tedirginim gece üçte ihtimaller avuçlarımı titretirken çakmağıçakamıyorum dedim
          durmaksızın farklı kimselerde farklı şekillerde boyutlanışına her zaman şaşırdığım bu iş beni gün gün tüketti artık şimdiki zaman eki getirmek istemiyorum hiçbi şeye çünkü yaşadım ve bittim
          ne bileyim
          belimi büktü
          ölemedim bile

sipehdar

özümde odamdan ibaretim arada balkona çıkarım
Reply

sipehdar

bana dair detayların acıklı gelmesinden nefret ediyorum
Reply

sipehdar

umarım bu yaşantı beni bi gün bi makineye mahkum etmez
Reply

sipehdar

tüm bunlar ve can sıkıntısı diyaframımı ağrıtıyor
          evde olsam kendimi yemeğe vururdum
          sigaram da yok

sipehdar

ardımdakileri ise hep nezaket bandında koşup da her yolu hodgamlığa çıkan şair figürü olur ya
            öyle bıraktığımı gördükçe küfederek kalkıp hadi kurtulun diye dağ bayır aşağı atlayasım geliyor
            bakın
            yakınmak çok yüzlüdür
            anne tipi yakınmak da baba tipi yakınmak da dost veya ne bileyim işte herhangi bir konjugal çiftteki eş figürü tipi yakınmak da
            özünde hepsi aynıdır
            bakın
            yapmayın
            hayatınıza sağlıklı insanları dahil etmelisiniz
            gelgitleri olan bir insan noksanlıklara sahiptir yarımdır
            çift yönlü farkındalık burada başlıyor
            biri eksikse işe yaramıyor
            devirdaim makinesine kapılıp yüzünü zımparaya sürtmek gibi
            ne annemde bu farkındalık vardı ne babamda
            ve iki yarım bir tam edemiyormuş arkadaşlar
            kapanana kadar hiç konuşmadan duyduğum bütün kötü sözlere gücenmedim
            sadece beni var eden tüm bu koşullu ilişki dahilindeki sağlıksız şehvetin bende art niyet ve şekil alamayan kil cıvıklığında boyutlandığını fark ettim
            kaybettiğim kağıtta daha güzel ifade etmiştim hiç de böyle cümleler yoktu tabii
            bu yine hiçbir şeye gereken tepkiyi vermeyip en basit şeye takılmak gibi görünebilir
            çünkü anlaşılmıyorum ve her içime sinen söz veya soyut bir şey beni kalıcı olmasa dahi hafiflettiği için onu kaybetmek bende umulmadık şeyleri harlıyor
Reply

sipehdar

çok güzel bir ses yazmıştım ama denizde kaybettim
            yeniden yazmak istiyorum ama buna bile hakkımı tükettiğimi hissedip sadece kafama sıkmak istiyorum
            ankesörlüden aramak zorunda bırakıldığım babam ve annemin telefon boyunca hakaretlerini dinlediğimden söz etmiştim ama annemin hakaretleri bana yönelik değildi o daha çok önündekine isyan ediyor gibiydi
            doğduğuna nasıl pişman olabilirsin ki doğmayı sen seçmedin
            ama o kişiyi sen seçtin
            beraberliğini seçmek oğlunu ve kızını seçmektir
            bunu ancak bir oğul gözüyle anlatabilirim
            ellilerinde bir kadının eşine ettiği sitemleri yirmilerin kaleminden dinlemek beni her geçen gün biraz daha kendimden iğrendiriyor
            ama farklı olduğumdan söz etmiştim
            bilincimden
            biliyor olmaktan
            ama bilmek hiçbir koşulu değiştirmiyor
            bilmek üzere şartlanmak hiçbir koşulu değiştirmiyor
            suç ağır bir sıfattır ama kabahat nispeten daha hafif ve sarsıcıdır öyle değil mi
            suç karineler silsilesidir aşikardır
            ama kabahat pıtrak gibidir silkelemesi zordur
            özellikle de aidiyeti yoksa
            kaderin sana giydirdiği kisveye tıpatıp uyuyorsa inkâr edemediğin her süreçte katettiğin yola mevcut senin penceresinde aslında ileri yönlü adımlar ekler
            toza toprağa yüzüstü yatmak istiyorum
Reply