okul dediğin yer güven demektir bir çocuğun sabah uykulu gözlerle kalkıp hazırlanıp çantasını alıp çıktığı yer… annesinin kapıda “dikkat et” diye tembihlediği, saçını düzelttiği, öpüp koklayarak uğurladığı yer. okul, çocukların hayaller kurduğu, büyüdüğü, öğrendiği yerdir. MEZARLIK DEĞİL
ama bugün gelinen noktada insanın içini kemiren bir soru var:
okula formasız, makyajlı diye öğrenci almayan bir sistem, silahlı birini nasıl bu kadar kolay içeri alabiliyor?
bu nasıl bir çelişki?
disiplin denetimi söz konusu olduğunda kapıda milim şaşmayan kurallar, iş güvenliğe gelince neden buhar oluyor? bir çocuğun saç rengi, eteğinin boyu, makyajı sorun olurken; bir başkasının elindeki silah nasıl fark edilmiyor? bu ihmalkârlık değil, bu düpedüz sorumsuzluk.
ve en acısı
o anneler
sabah çocuklarını öpüp koklayarak gönderiyorlar belki beslenmesini koyuyor, belki “üşüme” diye arkasından sesleniyor. akıllarında tek bir şey var: “çocuğum akşama geri gelecek.” ama gelmiyor analar kuzularını dört gözle beklerken o yavrucaklar "ikinci eviniz" dedikleri yerde bir canı tarafından katlediyor,ev güvenilir yerdir evde can verilmez.
bazısı korkudan camdan atlıyor.
bazısı sınıfında saklanırken hayatını kaybediyor.
bazısını ise annesi okuldan canlı değil, cansız alıyor.
bir annenin yaşayabileceği en büyük acı bu ve bu acı “önlenebilirdi.”
artık susmak, görmezden gelmek çözüm değil. sert konuşmak gerekiyorsa, evet: bu bir güvenlik zafiyetidir ve sorumluları hesap vermelidir.
peki çözüm ne?