İnsan hayatındaki bazı şeylerin bittiğini, son kez yaşandıkları anda değil, üzerinden zaman geçtikten sonra anlıyor; bir gün aynı yere bakıp eskisi kadar bir şey hissetmediğinde, bir zamanlar saatlerce konuştuğun insanla artık söyleyecek tek bir cümle bulamadığında ya da geçmişte seni paramparça eden bir anıyı hatırlayıp sadece sessizce devam edebildiğinde fark ediyor bunu. Çünkü her son büyük bir kavga, ağır bir söz ya da gösterişli bir veda ile gelmiyor; bazı şeyler sessizce eksiliyor, önce heyecan gidiyor, sonra beklenti, sonra umut ve en sonunda insanın içinde o şeye ayırdığı yer kapanıyor. Belki de en garip tarafı, bazı şeyleri kaybettiğimiz için değil, bir zamanlar bizim için ne kadar önemli olduklarını artık hissedemediğimiz için üzülüyoruz. Zaman her şeyi iyileştirmiyor belki, sadece bazı acıların şeklini değiştiriyor. İnsan da değişiyor; eskiden peşinden koştuğu şeyleri bırakmayı, cevap alamadığı soruları taşımamayı ve kendisine iyi gelmeyen kapıların önünde beklememeyi öğreniyor. Sonra bir gün geçmişine dönüp baktığında, aslında kaybettiği şeyin kendisi olmadığını; sadece artık kendisine ait olmayan bir hayatı geride bıraktığını anlıyor.