kendimize mahkum kılınmamızla birlikte dengesizliğimiz arttı. kendine olan saplantıdan kurtulmaktan daha acil bir zaruret yoktur. peki ama bir sakat, bizzat özündeki zaaf olan sakatlığı yokmuş gibi davranabilir mi? devasızlık mertebesine terfi etmişizdir; elemli maddeyiz, uluyan teniz, çığlıkların kemirdiği kemikleriz; bizzat sessizliklerimiz ise boğuk hıçkırıklardan ibaret. tek başımıza, varlıkların artakalanından çok daha fazla acı çekeriz; gerçeği ayaklar altına alan ıstırabımız ise, onun yerine geçer, onun yerini tutar; öyle ki, katiyetle acı çeken kişi katiyetle bilinçli olur; dolayısıyla, acı ile bilinç gibi birbirine bağlı olan dolaysız ile gerçek bakımından tamamen suçludur.