soytariningunlugu

İç çektim. “Ne istiyorsun mesela?”
          	Sorum aynı onun gibi fısıltılı bir sesle sunulmuştu.
          	
          	“Seni.” dedi sadece. “Seni istiyorum, yanımda, odamda, etrafımda, özel alanlarımda. Bana nefes alacak kadar alan bırakma istiyorum.”

soytariningunlugu

İç çektim. “Ne istiyorsun mesela?”
          Sorum aynı onun gibi fısıltılı bir sesle sunulmuştu.
          
          “Seni.” dedi sadece. “Seni istiyorum, yanımda, odamda, etrafımda, özel alanlarımda. Bana nefes alacak kadar alan bırakma istiyorum.”

soytariningunlugu

❦︎

soytariningunlugu

öyleyse dudaklarından öperim. orada bir parça zehir kalmıştır belki; bir zamanlar hayat veren dudakların bu kez son versin hayatıma.
Reply

soytariningunlugu

ah, sevgili juliet, neden böyle güzelsin hâlâ? yoksa ele avuca sığmayan ölüm mü âşık oldu sana? inanayım mı, o iğrenç canavarın bu karanlıkta sevgilisi olasın diye seni sakladığına?
Reply

strausym

Sana, penceremin önünde duran o vişne ağacını anlatmıştım. Karanlıkta bile, ona bakmak bir mutluluktu, bolartırdı gönlümü. Sen o vişne ağacı gibisin, demek isterim sana. İlkyaz güneşinde sert, yalız, ışınımlı aklığıyla bir kışın daha ödülünü dağıtır gibi göğe karşı çiçeklenen, taçyaprakları pörsüyüp döküldüğünde ardından gelecek alın umuduyla bizi oyalayan, yemişi, koparılmazsa, uzun süre karara karara kışı bekleyen vişnenin bütün hallerini sende görüyor değilim elbet. Ama onun gibi bir yaşam umudusun benim için. Yaşanabileceğini, yaşamağa çalışmak gerekeceğini duyurup duran. Ama böyle sözler sana söylenmezmiş, söylenemezmiş gibi gelir hep. Kurağın ateşini söndüren, soluk aldıran, kapıları açan yaz yağmuru gibisin bana. Ama sıkılırsın diye söylemekten kaçınırım.