Bugün tramvayda bulduğum bir köşeye geçtim. her zamanki gibi kalabalıktı. bir süre sonra camdan bakmayı kesip arkama döndüm ve direkt bir bakış hissettim. dupduru bir güzelliği vardı. o hâlâ bakarken gözlerimi çektim ve dümdüz dışarı baktım yine. İnsanlar hakkında birçok fikrim varken kendim hakkında düşünüp esas bir fikre sahip olmuyorum kaç zamandır. oysa içimde yaşattığım güzel düşüncelerin aksine ne de çok sert ve umursamaz duran biriyim bakıldığında. İçli dışlı olamıyorum ve her an ortam kurup gereksiz samimiyete giren kişilere tahammül edemiyorum. bazen ise çok derin hissediyorum.. tutulup kalıyorum sadece
Sabahın sakinliği hafifletici bir his uyandırdı. Günün gürültüsüyle başa çıkmadan önce penceremden uzaklaşan Aya bakıyorum şimdi. İstekler, kararsızlıklar, bedenimden çok kafamı yoran insanlar.. Günün sonunda yok olma isteği. Gülen surat ve bitik zihin.
Düşüncelerde hiçbir bolluk yok. Hayat kendini tüm berraklığıyla hatırlatıyor. Hisslerin, davranışların, düşüncelerin abartılışını farkına varıyorsun. Sonra birkaç saat geçiyor ve hayat telaşı başlıyor. Koşturmalar, çabalar, amaçlar.