kıyıya vuran saclarını doldurdum avuclarıma
yüzüme sürdüm en berrak haliyle
inemedim uzanıp kalbine dokunamadım
nefesim yetmezdi ölürdüm
bulutların hizasına gömülürdüm
sen ki bulut gibisin
dindirmez anladım bunu hicbir kıyı
dağ susmaya giden yolu biliyor
ama sen bilmiyorsun
dinmiş sirenlerin sarkısı
benligim bir kazan ve aklım kepce
nehir üzerinde akıp giden saman cöpü
düslerimin sıgındıgı bir limansın
ama bulut yagmur bulutu
tohum altta nefes nefese
kulagı gök gürültüsünde
kırım sahillerini sel tufan alır
bir cocugun rüyasında bazen
bulunur kaybolmus bir bilye
ellerim takılırken rüzgarların sacına
günes cıkmayacak öyle yerli yersiz
seninle anlamlı gökler ve deniz
taşır hadi denizi
denizi kim tüketebilir
mavi denize ve mavi göğe
hep siir yazmak icin baktım
gökyüzü oldu birden bire
mavi birden bire
ıhlamurlar cicek actıgı zaman
sacına kalbimi takacagım
saclarında gülen toprak ve ilkbahar
aglıyor haline gökyüzündeki yıldızlar
biliyorum ona benzeme dedin ama
ben coktan gökleri denizden aldım
gelirsen silinebilir kuraklıgın izleri
bilmem küser mi bana mavilikler
önünden cekilirsem deniz görünecek
titreyen dalgalar ve ölü balinalar