sana bir sır vereyim mi canım bende kekeme hastasıydım hala da etkilerini görüyorum. ama eskisi gibi değilim kekelediğimde utanmıyorum mesela , ya da ağlamıyorum. kaldığım yerden devam diyorum konuşmaya. takılsam da kekelesem de cümleyi kurana kadar vazgeçmiyorum. neyi fark ettim biliyor musun utanmanın ağlamanın hiç bir faydası yok. gülüyorlar mı gülsünler dalga mı geçiyorlar geçsinler. onların kötü kalpli olmalarının cezasını ben niye çekeyim? onlar yüzünden neden üzüleyim? hayatında seni olduğun gibi kabul eden insanlar çıkınca bunların hiç bir önemi kalmıyor. lisede kimseyle konuşmayan biriydim. konuşmaktan utanırdım çünkü. sonra öyle güzel bir arkadaşım oldu ki tüm kötü anıların yerini mutluluk ve kahkahalar aldı. o kız benimle dalga geçmedi. herkes benimle dalga geçerken o sadece yanımda oldu. tek başıma sırada oturmak zorunda kalırım derken o kız bana birlikte geçirdiğimiz lise yılları boyunca benimle birlikte oturdu. ön sıraya oturmaktan nefret ederdi. öğretmenin gözü önünde olunca sürekli göz göze geldiği için. buna rağmen öğretmen beni ön sıraya alınca yanıma geldi oturdu. felsefe dersinde öğretmen sayfa verirdi ezberleyin anlatacaksınız. sözlü notu yerine geçecek diye tüm sınıfın önünde anlatmamızı isterdi. ben çok kekeledim ben konuşurken herkes gülerdi. o kızsa bana gururla sevgiyle bakardı. ben onun gözlerine bakarak anlattım. bir daha da konuşmaktan utanmadım. sende utanma canım. utanması gereken onlar biz değiliz. yalnız değilsin yalnız değiliz. istediğin zaman konuşadabiliriz. yeter ki konuşmaktan utanma. vazgeçme.