syrchten
Link to CommentCode of ConductWattpad Safety Portal
Tuhaf biri olduğumu, beni kuşkusuz bu yüzden sevdiğini ama belki günün birinde yine aynı sebepten nefret edebileceğini mırıldandı.
syrchten
Tuhaf biri olduğumu, beni kuşkusuz bu yüzden sevdiğini ama belki günün birinde yine aynı sebepten nefret edebileceğini mırıldandı.
syrchten
syrchten
8/25 seviyorum seni.
syrchten
Bir Mayıs akşamıydı
İmla beni terk etmişti,
Dilbilgisi beni terk etmişti
Kurallar, şiirler beni terk etmişti.
Aşık olabilecek kadar savunmasız,
Baktığında içimdeki seni
Görebileceğin kadar saydamdım.
Avuçlarımda bir çift mavi göz vardı
Mavi bir ihanet vardı alnıma kazınmış,
Buna rağmen hiç çekinmeden
Avuçlarımı saçlarına buladım
Kan koktu tenim.
Oturup şiyir yazdım,
Ben yazdığım her şiyire saçlarınla imza atıyordum,
Onlar kan sanıyordu,
Pas sanıyordu hücremde tutuklu yaşayan bir papaz.
Baktığın göz,
En hain yerimden yakalamıştı beni,
Bir şarkı eşliğinde.
Hüzünlü bir şarkı eşlik ediyordu bu Vals’e..
Saçlarına ait rengin verdiği manayı
Çok daha sonraları öğrenecektim,
Geçmişim bir ihanet fişeği gibi önümü aydınlattığında.
syrchten
Bir Mayıs akşamıydı,
Elini uzatmaktan ürken bir çocuktum o akşamda
Dilimi uzatmak diline;
Bildiğin klasik korku filmlerini hatırlatıyordu bana.
Ağzımın içinde, mevsimine geç kalmış
Son kelimeleri yazıyordum sana dair,
Kafanın üzerinde duran günbatımlarının
Bu tür şeylere alışık olduğu bir coğrafyada
Utanmadan şiyire benziyordu bir parça, bir parça da yakarış, dua ya da
Yüzüne bağırabilecek kadar nefesim yoktu.
Nefesimi yitirmiştim mavi bir bataklıkta.
Ağlıyordum, ağlıyordum bunun sana ellerimin yazdığı
Son şiyir olmasının utancıyla.
•
Reply
syrchten
@ syrchten
Bir Mayıs akşamıydı.
Ciğerlerimi sigarayla öldürdüğüm bir vakitte
Kara tren gibi yarıp geçiyordu boğazımı şarap
Ki dağ olsan titrer eteklerin bu yalnızlığa,
İşte öyle yalnız, işte öyle buğulu,
işte öyle simsiyah bir akşamda
Kan kırmızı saçların düştü kağıda,
Şarap kırmızı saçların, günbatımı saçların
Saçların daha bir sürü şeydi aslında,
Kilometrelerce papatya tarlasıydı mesela,
Tuttuktan sonra dikenlerini görüşe açan tutsak bir gül demeti, yığınla
Ve kanatan, ve kanatan, ve kanatan sonrasında…
•
Reply
syrchten
Adını bilmediğim kuşlar uçuyor üstümde.
syrchten
Kalabalıkların, geleneklerin, törelerin çölünde bulursun.
Akşam olmak üzeredir, perdelerin çekilmesine az kalmıştır.
Az kalmıştır fırtınanın kopmasına. Eğer sen görmez ya
da göremezsen kimse görmeyebilir onları. Kimse onlara
hayatın başka renkleri olduğunu, hayatın bilinemeyecek kadar eski olduğunu, ama her insan için yepyeni olduğunu
anlatmayacak, anlatılsa bile bir anlam ifade etmeyecek kadar çok şey değişmiş olacak.
syrchten
Bir tek sen duyarsın “Bataklığın soğuk kolları arasında boğuluyorum.” çığlıklarını. Karşındaki şaşırır “Kim, kim bu karşılık beklemeden harekete geçen?” diye gözlerinin içine bakarak ruhunu okumaya çalışır. Seni kahramanının melek
olduğu hikâyeyle birlikte düşünür. Sonra haberin gelir tam gözleme yerken. Düşünür daha çok şey düşünür, ancak anlaşılması güç nedenlerin çekip aldığı evrende bir başına kaldığında yine sen gelirsin, senin resimlerin, sözlerin gelir.
Ve yolculuğun bir başka adla bir başka bedende hayat bularak devam eder.
•
Reply
syrchten
Tutunamayanlar'da ; "Kollarımı açıp tüm insanlığı kucaklıyorum." diyen Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar'da; "Bütün insanlığı kucaklamak isterken neredeyse bu dünyanın altında eziliyordum." diyerek umudunu kesmişti insanlardan. Bu, hayatın en yorucu vazgeçişidir.
syrchten
Benim günahlarımı senin yağmurların silemez.
syrchten
Bir hayat, mahcup ve duru.