chezmeri

selam, seni birkaç panoda gördüm bu yüzden sana bir kitap önerisinde bulunmak istedim<3. eğer bir göz atarsan, beğeneceğini düşünüyorum! umarım rahatsızlık vermemişimdir. İskandinav mitolojisinden esinlenmiş karanlık bir lise kurgusunu konu alıyor. 
          
          öptüm xx!!   
          
          https://www.wattpad.com/story/387323379?utm_source=ios&utm_medium=link&utm_content=story_info&wp_ page=story_details&wp_uname=chezmeri

billieask00

"Ben tanrının bir meleğiyim. Bana bundan 6 yıl önce bir görev verdi. Bir kadının canını alamam gerekiyordu. Kadının evine gittiğimde kocasının yeni öldüğünü ve çocuklarının kiçük olduğunu söyledi. Yeni doğum yapmıştı ikiz kızları vardı. Onlar bensiz yaşayamazlar dedi, haklı buldum görevimi yerine getirmedim. Sonra tanrı bana 'Git kadının ruhunu al, sonrada üç kelamımı öğren. İnsanda ne var, insana ne verilmemiştir, ve İnsan ne ile yaşar?' kadının ruhunu aldıktan sonra tanrı katına çıkarken kadının ruhu gitti ancak ben dünyada kaldım. Sonra biri beni buldu, evine götürdü. Adamın karısı korkunç bir şekilde ölüm kokuyordu. Beni açlığa, soğuğa atmak istiyordu ama sonra adam ona tanrıyı hatırlattı ve kadın sakinleşti. O anda tanrının ilk kerlamını hatırladım. 'İnsanda ne vardır, öğren.' insanda sevgi vardı. Bunu öğrendiğim için gülümsedim. Sonra bir yıl geçti, bir adam geldi. Ona bir yıl boyunca giyebileceğim bir çizme yapmamı istedi. Arkasında bir arkadaşımı gördüm, ölüm meleğini. Adamın gün batmadan öleceğini anlamıştım. Sonra ikinci kelamı anladım. 'İnsana ne verilmemiştir, öğren.' insana, ona ne olacağı bilgisi verilmemiştir. İkinci kelamı öğrenmenin sevinciyle bir kez daha gülümsedim. Sonra bir kadın geldi. Yanında baktığı iki çocuk vardı. Bu yıllar önce öldürmeye kıyamadığım kadının çocuklarıydı, topal olanın ayağından tanıdım çünkü kadın ölürken bebeğin üzerine düşmüştü. Yıllar sonra buraya geldiklerinde üçüncü kelamı anladım. 'İnsan neyle yaşar?' Anladım ki insanın yaşaması için anne babasına ihtiyacı yoktu. İnsan sevgiyle yaşar ve tanrı sevgidir.

billieask00

Şimdi bak. Bir gün bir tane adam (adını hatırlamıyorum) ailesine hep birlikte giymek için mont almaya gidiyor ama alamıyor. Geri dönerken bir kilisenin arka duvarına yaslanmış çıplak birini görüyor. Başta tuhaf bulup gitmek istiyor ama sonra merhamet edip yanına gidiyor ve üzerindeki montu ona verip evine götürüyor. Kilisenin önündeki adamın adı Mihail. Eve gidiyorlar, adam karısına yemek hazırlanmasını falan söylüyor. Kadın ilk başta kızıyor adama mont almak için parası yokken eve bir boğaz daha getirdiği için ama o da merhamet ediyor işte. Orada Mihail ilk kez gülümsüyor. Böyle bunlar beraber yaşamaya başlıyorlar. Adam ayakkabı yapan bir adam. Mihail de öğrenip onunla birlikte ayakkabı yapmaya başlıyor. Bir iki yıl falan sonra bir tane zengin adam geliyor bunları evine. Diyor bana bir ayakkabı tasarla, en az bir yıl dayansın. Bir yıldan önce yırtılırsa paramı sizden geri isterim falan diyor. Mihail ikinci kez gülümsüyor. Sonra yanında kaldığı adam Mihail'e ayakkabıyı yapmasını söylüyor çünkü çok çabuk ustalaşmış. Mihail bir terlik yapmaya başlıyor. Adam bunu tuhaf buluyor, ona ayakkabı yapmasını söylüyor ama Mihail terlik yapmaya devam ediyor. Ertesi gün ayakkabı isteyen adamın asistanı bunların evine gelip adamın öldüğünü, ayakkabı yerine bir ölü terliği yapmalarını istiyor. Mihail terliği ona teslim ediyor. Neyse böyle böyle zaman geçiyor. Mihail'in o eve gelmesinden 6 sene sonra bir gün bir kadın geliyor, yanında iki kız çocuğuyla. Çocuklardan birinin ayağı sakatmış. Mihail onlar giderken so bir kez gülümsüyor ve parlamaya başlamış. Işık falan saçıyor, tabii diğerleri anlamıyor ne olduğunu. Mihail onlara anlatmaya başlıyor.+++