"Ben tanrının bir meleğiyim. Bana bundan 6 yıl önce bir görev verdi. Bir kadının canını alamam gerekiyordu. Kadının evine gittiğimde kocasının yeni öldüğünü ve çocuklarının kiçük olduğunu söyledi. Yeni doğum yapmıştı ikiz kızları vardı. Onlar bensiz yaşayamazlar dedi, haklı buldum görevimi yerine getirmedim. Sonra tanrı bana 'Git kadının ruhunu al, sonrada üç kelamımı öğren. İnsanda ne var, insana ne verilmemiştir, ve İnsan ne ile yaşar?' kadının ruhunu aldıktan sonra tanrı katına çıkarken kadının ruhu gitti ancak ben dünyada kaldım. Sonra biri beni buldu, evine götürdü. Adamın karısı korkunç bir şekilde ölüm kokuyordu. Beni açlığa, soğuğa atmak istiyordu ama sonra adam ona tanrıyı hatırlattı ve kadın sakinleşti. O anda tanrının ilk kerlamını hatırladım. 'İnsanda ne vardır, öğren.' insanda sevgi vardı. Bunu öğrendiğim için gülümsedim. Sonra bir yıl geçti, bir adam geldi. Ona bir yıl boyunca giyebileceğim bir çizme yapmamı istedi. Arkasında bir arkadaşımı gördüm, ölüm meleğini. Adamın gün batmadan öleceğini anlamıştım. Sonra ikinci kelamı anladım. 'İnsana ne verilmemiştir, öğren.' insana, ona ne olacağı bilgisi verilmemiştir. İkinci kelamı öğrenmenin sevinciyle bir kez daha gülümsedim. Sonra bir kadın geldi. Yanında baktığı iki çocuk vardı. Bu yıllar önce öldürmeye kıyamadığım kadının çocuklarıydı, topal olanın ayağından tanıdım çünkü kadın ölürken bebeğin üzerine düşmüştü. Yıllar sonra buraya geldiklerinde üçüncü kelamı anladım. 'İnsan neyle yaşar?' Anladım ki insanın yaşaması için anne babasına ihtiyacı yoktu. İnsan sevgiyle yaşar ve tanrı sevgidir.