Bazen istemesem de bazen içim yazma isteğiyle tutuşup yansa da bazen kimse okumadığı için yazmaktan vazgeçsem de karakterlerim benim hayatımın bir parçası ve ben onlara kendi hikayelerini anlatma şansı verdiğim için mutluyum. Devrim'i, Karan'ı, Barlas'ı, Alexis'i, Sebastián'ı, Jace'i, Yankı'yı, Aslan'ı Cristìan'ı, Pietro'yu, tüm karakterlerimi seviyorum ama Devrim'i bir başka seviyorum. Umarım bir gün siz de onların hikayelerini sevebilirsiniz ve onların hikayeleri sizin hayatınızın da bir parçası haline gelir. Onları çok sevin olur mu? Çünkü ben onları çok seviyorum. Onların hikayesi belki de hayatlarınıza ışık olacak, belki de bu ne biçim hikaye diye okumayı bırakacaksınız (bazı (?) (belki de hepsi) hikayelerim kötü farkındayım), yine de onları yargılamayın, hayatınızı yaşayın, dans edin, yüksek sesle şarkı söyleyin, yağmurun altında ıslanın, gökyüzüne bakın, acı çekin ama sonunda mutluluğu bulun ve bir oy, bir yorum bırakabilirseniz (kötü de olsa) beni mutlu edersiniz.