Çitleri aşıp ardıma panelleri aldım ve küçük camdan içeriye bakındım, göz ucuyla. Gözümden yaş süzülürken gördüm cânımın ardını, gözleri hafif aralık, mayışmış ayaklarını ısıtan ufoya bakıyordu ve kısık seste çalan müzikle düşünüyor olmalıydı. Dudaklarımı büzdüm, sakalları uzamıştı. Sakallarını ilk defa uzun görmüştüm, sıcaktan kızarmış yanağı onu daha da çekici yapmıştı gözümde. Feneri kapattım ve kapıya dokundum, kalbim yerinden fırladı, heyecan bedenimi ele geçirdi, oracıkta nefesimi kesti ve kapı aralandı. Aniden sıçradı, gözleri gözlerime korkuyla baktı ve ayaklandı. 'Ne işin var burada?' dedi sitem dolu sesle. Gözlerim doldu. 'Seni görmek istedim.' dedim kısık sesle. Ben içeriye geçerken o dışarıya göz atıp kapıyı kapattı. 'Şaşırdım sadece gecenin bu vaktinde burada olmana,' dedi. Daha fazla konuşmasın istedim, sözler bizi sıkmasın istedim. üzerimdeki kabanı çıkarır çıkarmaz dudaklarına hapsoldum. Beklemiyor olacak ki kalakaldı önce, sonra belime sardı kollarını ve koltuğa otururken beni de kucağına aldı. Küçük çocuklar gibi sığındım boynuna, teninin kokusuyla yıkandım bu gece. Bütün bedenim ondan izlerle sabah etti. Teni tenim oldu, tenim teninde hatıralarla yaşadı. Bu gece ona kavuştum, içimdeki özlem bütün gece dinmedi, sabahın aydınlığında onu öylece bırakıp gittim.