yazıklarım, zararım ve ziyanım, ah’larım, yaralı dizlerim, kan çanağı gözlerim ve mor göz altlarım, kanamış dudaklarım ve dağılmış saçlarım. sen, benim üzerime hangi evini yıktın?
yazıklarım, zararım ve ziyanım, ah’larım, yaralı dizlerim, kan çanağı gözlerim ve mor göz altlarım, kanamış dudaklarım ve dağılmış saçlarım. sen, benim üzerime hangi evini yıktın?
bir gün söyle o yüreğimi parçalayan sözlerine, yıkıp tekrar onarmaya çalışmasınlar kalbimi, ben cümlelerinin ağırlığının altında ezildim. ellerim, kollarım kan revan içinde lakin tekrar koşturdum yamacına. beni yaralayan senken, yaralarımı sarmanı senden bekledim yine ve yine.
duştan çıkınca bembeyaz oluyorum, gözlerim ile burnum ise kırmızı oluyor. saçlarımı tararken kendime “sen çok güzel bir çocuksun, istersen ağlayabilirsin. hiç kızmam.” diyorum. artık ağlayamıyorum dediğim noktada başlıyorum. kanlı cenazeye bomboş gözlerle bakan beş yaşındaki bir kız gibiyim. ben annem olsam bana çok fena bir tokat atar, sonra göğsüme basardım. ama ben olup buz gibi yürüyüp geçtim işte.