Bazen en küçük, minik bir şey bile kırar insanı, acıtır, yakar kalbini. Gariptir önemsemediğini düşündüğün basit şeylere böyle, bu denli güçlü bir şey hiss etmek. Hiç bir şey tapmadan içten içe yanmak kadar berbat başka hər hangi ikinci bir hiss yoktur dünyada. Her bir yolu düşünürsün ama sonra yine aklına hayallerin, kurmak istediğin geleceğin gelir. Umut belirir içinde ama siyah beyazı kirletir hep değil mi? Anlaşılmak istersin, yanlışsız, doğru bir şekilde anlaşılmak. Kırılmamak istersin, gelen geçen tarafından parçalara bölünmemek. Anlatmak istersin, gerçekten rahat olacağın şekilde, doğrularıyla anlatmak. Güvenmek istersin, güvenilir insanlar istersin hayatında. Unutmak, geleceğe bakmak istersin sadece. Bazen bir anlık başarırsın da ama o an o kadar kısa hiss ettirir ki. Kırılmamak istersin ama kırmamak da istersin sevdiklerini. Anlatmak istersin ama dinlemek de istersin. Güvenmek istersin ama en çok güvenilmek istersin. Unutmakla yanaşı unutulmayı da istersin. Bazen canın acırken en çok güldürür, güler geçersin ama yanarsın içten içe. Hep yanında olduğun kişiler değerini bilmeyince acıtır en çok da. Canın yanar adeta sana eski çamaşır sepetinin dibindeki bir çorap gibi, hiç bakmadıklarında. Sadece bir mesaj bile yeter oysa ki yüzünü güldürüp acını bir an için dindirmeye. Ama bazen o mesaj her şeyi bozar, yangına alkol döker sanki, en ufak bir söz fırtınalar koparır içinde. Hiç bir şeye, kimseye inanmamanı sağlar çünki sen zaten bunları duydun değil mi? Döngü gibidir adeta. Küfür bile rahatlatmaz, boğazın kurur, titrersin bazen, sıkarsın kendini dayan diye, bazen gözden akan bir damla göz yaşını saklarsın en olmadık yerlerde. Bazen de işte şu an benim yaptığım gibi bir yerlere boş boş yazıp dökmek istersin. Unutmayın Her söz sahtedir, tabii eğer onu söyleyen, bekleyen ve her şeyi olduğu gibi isteyen benim gibo bir aptal değilse o sözleri söyleyen