bir yer vardı. bazıları liman der. ben ev derdim. sonra bir şey oldu müzeyyen. o ev hem yıkıldı hem yandı. içinde yanmayı diledim ama ben o ev yanmadan zaten sokağa atılmıştım. bir harabenin önünde bekledim. öyle uzun zaman bekledim ki, insanlar delirdiğimi düşündü. bazen bir harabe uğruna o kadar iğrenç şeyler yaptım ki, bazıları aşık dedi bazıları fahişe. bazıları ise sadece acıdı. bende acıdım. ben kendime sadece acıdım. ben bir ev uğruna hem fahişe hem aşık olan bir kadındım. şimdi ise sadece acınası bir kadınım. ben mahvolan bir kadındım. öyle çok mahvoluşlara geldim ki şimdi kendimi bilmiyorum. ben bir ev uğruna hayatımın ecdadını siktim müzeyyen. ben bir harabe uğruna kül oldum. ben varlığımı bir an bile hatırlamayacak bir adam yüzünden hiç oldum. ben yok yere hiç oldum müzeyyen. yok yere. ben bunun ağırlığını nasıl kaldıracağım?