uzaklaragittin

bir kaç satır.

uzaklaragittin

kalbime dayanan hüzün gözlerimdeki oyuklara mirasını bırakıyordu. hatrımdan geçen yüzün, ruhumdaki aynadan gölgeme yansıyordu.
Balas

uzaklaragittin

*

uzaklaragittin

anne, ben ne yaptım? ben ne yaptım, sen söyle, anne.
Balas

uzaklaragittin

üzüldüm, anne. canım yandı, anne. gözlerimden çok nehirler yol çizdi kendisine, anne. kahroldum, anne. mahvoldum tek başıma, anne. savruldum, anne. kırıklara bölündüm, anne. sınandım, anne. ayırdın, anne. ağlattın, anne. üzdün, anne. canımı yaktın, anne. görmedin, anne. bakmadın bile. anne.
Balas

uzaklaragittin

18.04.

uzaklaragittin

gidenler geçemediler.
Balas

uzaklaragittin

gittin ama geçmedin. geçiremiyorum.
Balas

uzaklaragittin

görmeni isteyerek gelmedim ki ben hiçbir zaman sana. varlığıma yaşatılan tüm acılara rağmen sana geldim, seni sarmaya, sana varmaya geldim. göreceğini umarak çıkmadım ki bu yola seninle. göreceğini umarak yazmıyorum bu satırları sana. canımın yankısı yaşatmıyor beni, ben sesimi kaybettim. 
Balas

uzaklaragittin

dünyaya mı doğdun, dünyama mı muamma. gece mi boğuldu, gecede mi boğuldum müphem. kalbimi saran bu duyguların tarifi bana çok saklı, kırgın ama kırılmakta da haklı. zihnimde çözülmeyi bekleyen düğümler, gayret gösterilmeyeceğini fark etmişçesine kendilerini koparmaya başlamışlar. ellerimdeki kırık saplar, kalbimi saran dikenli tellerin süsü olmuş. umudum son kurşununu hedefine sıkmış, hedef şaşmış, kurban kendisi olmuş. yaşam inancı. yabancı bir duygu tekrar kıyıya vurmuş, parçalanmış.

uzaklaragittin

belki gözlerin yüreğime sarılsaydı sıkıca, bu kadar ağlamazdı gönlüm sana sarılmanın özlemiyle. şimdi düğüm düğüm sana yazılan her satır. gözler dolu dolu, kelimeler fazla sessiz, fazla durgun. şimdi her satır seni anıyor yankılar içinde. tüm yıldızlar karanlıkta seni bulmak umuduyla yakıp kül ediyor kendilerini. içimden geçiyorsun be leylâ. içimden geçiyorsun da, yanımdan geçemiyorsun. gelsen bu gece keşke biraz. şöyle ruhun ruhuma dokunsa, gözlerim kapansa. senin yokluğun benim kâbusum. sen neredesin, şimdi nerelerdesin.

uzaklaragittin

3:33 elfida.
Balas

uzaklaragittin

unutmuş gibi yaptığım her şeyi hatırlıyorum. biliyorum, her gece zihnimin içerisinde ki harlanan ateşin kaç eve düştüğünü. biliyorum, dağınık saçlarımla aynaya bakarken gözlerimi gözlerimdem kaçırdığımı. sık sık beni çoktan yakalamış olan bir boşluktan kaçıyormuşum gibi hissediyorum. ciğerlerim kanasa da ara sıra sonsuz dalışlar yapabileceğim uçsuz bucaksız bir okyanusun ortasındayım. hakkında konuşamadığım, yer veremediğim ya da elimi kaldıramadığım bir acı var. koşmak. çığlık atmak. parçalanmak istiyorum. umutsuzca kendimi yeniden keşfetmenin yararlı yollarını ararken, olduğum her şeyi bırakmak istiyorum. nefes alışım bana rahatlama getirmese bile, dünyaya uhrevi bir özgürlük tonunda bağırmak istiyorum. sürdürülemez olsalar bile kesinliklerimle el ele çok uzaklara gitmek istiyorum. kaosumla inşa ettiğim uçurum gibi omurgalarımdan aşağı yuvarlanmak istiyorum. ruhumda kötülük var. ellerimde yalnızlığın nasırlarını taşıyorum. hiç terk etmediğim hiçliğe geri dönüyorum. başarısızlığa mahkum. savaşmaya aşina bi’ hâlde.