uzaklasmeskenimden

uzaklasmeskenimden

Hani göz ya görüyorsun sonuçta
Reply

uzaklasmeskenimden

Çok özensiz cektim umarım okuyabilecek netliktedir
Reply

uzaklasmeskenimden

Özledim.
          
          Bu akşam hava çok güzeldi. Keşke bana gelebilseydin, keşke sana gelebilseydim. Böylesine kıymetli bir bahar akşamını daha heba ettik seninle, ayrı yerlerde, birbiri-mizden uzakta. Ama sen bana hiç olmadığın kadar ya-kındın, zihnimdeydin, hep olduğun yerde. Peki ya ben? Ben neredeydim bu akşam? Anlat da bileyim, hiç sana geldim mi? Nerelerde ne yaptım, neler konuştum, ne dalkavukluklar ettim... Dilimden söylemek istemediğim çirkin sözler döküldü mu yine? Biliyorsun, böyle olmasını sevmiyorum, hiç hoşuma gitmiyor. Läkin her gün aynısı yaşanmaya devam ediyor.
          
          Bu akşam bendeydin. Fakat ben kendimde değildim. Ne kendime gelebiliyorum ne sana. Artık dayanamıyorum, benden koptuğunu görmek beni lime lime ediyor.
          
          Bahar geldi evimizin bahçesine. Her yıl çiçeklerini kok ladığım ağacın açışına kendi gözlerimle şahitlik ettim bu kez. Çiçeklerinin tamamen açılması tamı tamına dört gün sürdü. Şimdi koskoca bir patlamış mısır ağacına benziyor, rüzgar dallarını sallayınca tath kokusu her yana dağılıyor. Yani anlayacağın, evet, bahar geldi.
          
          Bahar bile geldi.
          
          Sen hiç gelmeyecek misin böyle?

uzaklasmeskenimden

Nur'um en sevdiğim yazarım bu kitabı iki yıl önce yazdın ben hâlâ bu paragraftayım daha kitap olmadan önce demiştim sen yazar olacaksın diye. Yazılarını ilk okuduğumda bir nevi büyülenmiştim yazım dilin kalemin fevkalade benim için. Bunun devamı da çok güzel dalkavukluk değişim sadece acıtıyor bu paragrafta.
Reply

uzaklasmeskenimden

Sonra bir şey oluyor sen eski sen olamıyorsun.Bir şeyleri yaparken aynı tadı alamıyorsun.İnsanlara bir şey anlatan hâlinden uzaklaşıp kendi kendineliğin ile dağ bayır kovalıyorsun. Attığın her adımda boğazında oluşan düğüm katlanarak kördüğüm halini alıyor, kendini suçlamayı birilerini sorumlu tutmayı bırakıyorsun, eskiden sevdiğin şeyleri deniyorsun eskiden sevdiğin için şu an sevmediğini fark ediyorsun, her şey zamanında güzelmiş diyorsun. İnsan bazen yalnızca kendini özler ve bu arayışı daima kendisi dışındaki etmenlerde arar, özneden çok nesne ile ilgilenir ve arayışı onda sürdürür. Olmayanı olmayan ile oldurmaya çalışır. Her gün geç saatlere kadar zihnini düşünceden uzaklaştırmak için geçirdiği uyku yerini sabah altılara bırakır, şikayetçi olduğu her şeyden sıkılır ve sakınır, soru sormayı neden aramayi bir zamanlar kendine iş ve zihnine aş bellerken kendine soru sorulmasından dahi rahatsız olmaya başlar. Evde duramaz, duvarlara bakamaz, kendine tutunamaz, dışarıya taşar, bir hinlik vardır bu taşışta döneceği yerin gün sonunda ev olduğunu bilse de bir süre bu şekilde dağıtır kendisini. En kötüsü de sorunun düşündüğü şey olmayışıdır, uzun süredir düşündüğü şeyden bağımsız gerçekleşen olayların aslında sorun olmadığının farkındalığı insanı çıkmaz bir yere sürükleyerek yeni nedenler istemesine, ihtiyaç duymasına neden olur, en kötüsü de budur ya sorun şu demek kolaydır ama sorun ne diyip benliğinin sessizliği ile savaşmak ise zordur. Benliğim kalabalığın içindeki yalnızlığın, tenhalığın her zaman yegâne unsuru olmuştur. Oturup düşünüyorum deriz ama birey olarak düşünüyoruz demeyiz. Bu tutumun sebebi birey olarak tek kişiden oluştuğumuzu gıcırdayarak derdini anlattığı şu dünyada benlik düşünmemizden kaynaklıdır. Dolabın bile kim bilir kaç kişiden teşekküldür..