iyileşemediği için sökülüp atılmaya layık görülen o yarayım ben değil mi, sarılıp temizlenmediği için bıçak gibi keskinleşen, müdahale edilmeden düzelmesinin beklenildiği o yara.
sana verdiğim değerden, senden başkasını görmeyen şu gözlerden, senin için kan pompalayan şu kalpten, seni görmek için yalvaran içimdeki şu seslerden nefret ettim.
benim için öyle uzaksın ki, koşsam sana gelemiyorum, kaçmaya çalışsam sokağın sonunda sana denk geliyorum, kapımı çarpsam pencereden görüyorum, bir kez sana yürüse şu ayaklarım her şey sona erecek her şeyi gören gözlerin beni de görecek.
bir kez yürüsem sana içimdeki bu hastalıklı hissi söküp atacağım, yeniden seninle gülümseyerek konuşacağım ama artık o kadar gitmişsin ki bana ait olduğunu kendime kanıtlayamıyorum.
bir kere düştüysem kırıldığım yerden daha sağlam kalktım, bir kere ağladıysam bir daha ağlamamaya ant içtim, bir kez öldüysem bin defa dirildim ama seni bir kere sevdim bi daha kimseyi isteyemedim.