vedasalyaralar

bugün öptüğün kedi dün ölü mü bulunmuş, yoksa o kedi ben miymişim. buna inanıyor musun. bugün öperken dün öldürmüş müsün beni, buna inan. illâ bir şeye inanmayacaksan bana inanma. başlıksız şiirlere inan, kokusuz çiçeklere inan, en çok da kaktüse. inan işte, kaybetme bu hissini. inanamamak hayatını bitirecek. inanamamak güvensizliği doğuracak. güvensizlik, nefreti çocuğu gibi sevecek, seni çocuğum gibi seveceğim. ama sen hep inan. ben senin yerine de dün ölü bulundu

vedasalyaralar

bugün öptüğün kedi dün ölü mü bulunmuş, yoksa o kedi ben miymişim. buna inanıyor musun. bugün öperken dün öldürmüş müsün beni, buna inan. illâ bir şeye inanmayacaksan bana inanma. başlıksız şiirlere inan, kokusuz çiçeklere inan, en çok da kaktüse. inan işte, kaybetme bu hissini. inanamamak hayatını bitirecek. inanamamak güvensizliği doğuracak. güvensizlik, nefreti çocuğu gibi sevecek, seni çocuğum gibi seveceğim. ama sen hep inan. ben senin yerine de dün ölü bulundu

vedasalyaralar

belki de dedim, ben sevmeyi bilmiyorumdur ya da yanlış öğrenmişimdir.seni yanlış sevmişimdir, sevgim zarar vermiştir sana. bu satırın ilk cümlesi için birkaç yudum daha alkol içmem gerekiyor, ağır çünkü, bir insanın başka bir insana seni yanlış sevmişimdir diye düşünmesi çok ağır, çok aciz, çok çaresiz.

vedasalyaralar

gece saçlarım ağarmaya başladı. her şeye olan güvenimi kaybettim. herkesten şüpheleniyordum. dünyanın işleyişinde ki tüm umut, sempati ya da neşe kavramlarına sonsuza kadar yabancılaştım. bu gerçekten hayatımda belirleyici bi andı. sanki kafam yarılıp açıldı ve ondan itibaren insanlarla kurduğum herhangi bir etkileşim, o yaranın acımasına sebep oldu.

vedasalyaralar

hiçbir şey yolunda gitmiyor ve yoldan çıkmaya meylim var. 
          
          aynada yüzüme bakamıyorum, içim kendimi almıyor. yanlış ne, doğrusu nerede bilmiyorum. hiçbir yere sığamıyor ve ellerimi nereye koymam gerektiğini bir türlü bulamıyorum. kendime iyi bakamıyorum, yürüdüğüm yerde ne varsa yıkıyorum, sanki bütün çiçekleri kurutuyorum. varlığımla dünyayı cezalandırıyorum. fazlaca fazlalık ve yük hissediyorum, omurgamı doğrultamıyorum. bir yerlerde birileri birilerini vuruyor, kuzu kurdu yiyor, bebekler ağlıyor, binbir türlü kötü şeyler oluyor, anneler benim yüzümden ölüyor, babalar benim yüzümden devriliyor, çocuklar benim yüzümden çamura batıyor. isa benim yüzümden çarmıha gerildi, yusuf'u kuyuya ben attım, züleyha benim yüzümden kör oldu, muhammed'i benim yüzümden taşladılar, ibrahim'i ateşe atmalarına ben sebep oldum, aişe'ye benim yüzümden iftira attılar. inanır mısın, lût kavmi dahi benim yüzümden helâk oldu. beni evrenin şamaroğlanı olayım diye mi yarattın? 
          
          fillerim hiç susmuyor, sürekli ağlayacak bir şeyler buluyorum, hiç iyileşemeyecek gibi hissediyorum. güzelliklere veba bulaştırıyorum. akıp giden günlere yetişemiyorum. bazen sağımı solumu şaşırıyorum. savaşlardan sağ çıkamıyorum, zaferleri geç, mağlup dahi olamıyorum. hâlâ çok zor ve az uyuyorum, hep aynı kabusu görüyorum. muâlla'ya bir türlü ulaşamıyorum, özlemekten güçsüz düşüyorum. portakal mevsimi hafifliğimi çok özlüyorum. hangi yolda nasıl yürümem gerektiğini, bir şeyleri nasıl halledeceğimi hiç bilemiyorum. kendimi bir kaldırıma atıp terk etmek istiyorum. hep hatalar yapıyorum, insan olduğumu sürekli unutuyorum. kendim dahil hiç kimseyi memnun edemiyor ve bundan çok yoruluyorum. yetersizlik ve aidiyetsizlik hissi kemiklerimi kırıyor. her şeyi elime yüzüme bulaştırıyor ve hep bocalıyorum. yaşama işini sanırım beceremiyorum. bilmiyorum. 
          
          tepeden tırnağa kusurum, dağılmaya meyilliyim ve çok korkuyorum. 
          
          ellerim çok titriyor, epeyce de ağlıyorum. 
          
          tanrı'yla bir türlü barışamıyorum. 
          
          ne yapacağım?

vedasalyaralar

nefesimin kesildiği, sigarayla ciğerimi ısıttığım vakitlerden yazıyorum. hep yazmak istediğim anlarda yazamadım, konuşmam gereken zamanlarda konuşamadım. her şeye ve herkese geç kaldım, yaşama olduğu gibi. gitmek istediğim anlarda hep oturdum, kalkamadım dizlerime derman bırakmadılar. ölmek istedim kapılarımı kilitlediler, bir kaç ilaca, sigaraya ve duvarlara hapsettiler. ağlayamadıklarımı, anlayamadıklarını duvarlara bıraktım. yolun sonunda, merdivenin son basamağındayım. bir adım daha atsam karanlıkta en dipteyim. kafamın ta en derinlerinden bağıran bir ses, zihnimi işgal eden birkaç anı, küllüğümde yer bırakmayacak kadar acıtan çaresizlik. ötesini sorarsan ötesi toprak, ötesi günah.

vedasalyaralar

Sizin ruhunuz çürük bu ev çürük, eskimiş. Yepyeni eşyalar olsa kaç yazar azizim! Beni de çürüttünüz. Çürüdüm soldum nereye gitsem sonunda. Diyorum ya alacağım var hepinizden! Işte bu paslı eskimiş evde bir duvarın arasında açmayı başarmış bir çiçeğim. Bu ilk yenilgim değil. Parlak bir yıldızım. Şiir misali bir kadınım. Kim ne derse desin!

vedasalyaralar

bazen sadece yok olmak istiyorum. göze batmadan, iz bırakmadan. unutulsam yeter. adım bile ağırlık olmasın kimseye.

vedasalyaralar

bazen diyorum ki belki de bu kadar görünmez oluşumun sebebi, hiç kimsenin bakmayı öğrenmemiş olması. sadece gözleriyle değil, kalbiyle bakmayı. ben ellerimi uzatmaktan yoruldum. gösterip de ne olacak ki? yine kimse tutmayacak ucundan. o yüzden saklıyorum artık. hem ellerimi, hem heveslerimi.
Reply