hiçbir şey yolunda gitmiyor ve yoldan çıkmaya meylim var.
aynada yüzüme bakamıyorum, içim kendimi almıyor. yanlış ne, doğrusu nerede bilmiyorum. hiçbir yere sığamıyor ve ellerimi nereye koymam gerektiğini bir türlü bulamıyorum. kendime iyi bakamıyorum, yürüdüğüm yerde ne varsa yıkıyorum, sanki bütün çiçekleri kurutuyorum. varlığımla dünyayı cezalandırıyorum. fazlaca fazlalık ve yük hissediyorum, omurgamı doğrultamıyorum. bir yerlerde birileri birilerini vuruyor, kuzu kurdu yiyor, bebekler ağlıyor, binbir türlü kötü şeyler oluyor, anneler benim yüzümden ölüyor, babalar benim yüzümden devriliyor, çocuklar benim yüzümden çamura batıyor. isa benim yüzümden çarmıha gerildi, yusuf'u kuyuya ben attım, züleyha benim yüzümden kör oldu, muhammed'i benim yüzümden taşladılar, ibrahim'i ateşe atmalarına ben sebep oldum, aişe'ye benim yüzümden iftira attılar. inanır mısın, lût kavmi dahi benim yüzümden helâk oldu. beni evrenin şamaroğlanı olayım diye mi yarattın?
fillerim hiç susmuyor, sürekli ağlayacak bir şeyler buluyorum, hiç iyileşemeyecek gibi hissediyorum. güzelliklere veba bulaştırıyorum. akıp giden günlere yetişemiyorum. bazen sağımı solumu şaşırıyorum. savaşlardan sağ çıkamıyorum, zaferleri geç, mağlup dahi olamıyorum. hâlâ çok zor ve az uyuyorum, hep aynı kabusu görüyorum. muâlla'ya bir türlü ulaşamıyorum, özlemekten güçsüz düşüyorum. portakal mevsimi hafifliğimi çok özlüyorum. hangi yolda nasıl yürümem gerektiğini, bir şeyleri nasıl halledeceğimi hiç bilemiyorum. kendimi bir kaldırıma atıp terk etmek istiyorum. hep hatalar yapıyorum, insan olduğumu sürekli unutuyorum. kendim dahil hiç kimseyi memnun edemiyor ve bundan çok yoruluyorum. yetersizlik ve aidiyetsizlik hissi kemiklerimi kırıyor. her şeyi elime yüzüme bulaştırıyor ve hep bocalıyorum. yaşama işini sanırım beceremiyorum. bilmiyorum.
tepeden tırnağa kusurum, dağılmaya meyilliyim ve çok korkuyorum.
ellerim çok titriyor, epeyce de ağlıyorum.
tanrı'yla bir türlü barışamıyorum.
ne yapacağım?