İnsan, inanmaya çalıştığı yerden kaç defa kırılır? Kaç defa tökezler? Kaç defa yaşam duygusunu özgürce yaşamak için engellere boyun eğer? Peki bir insan engellere boyun eğerse ilerde kendisine batan dikenlere rağmen yine susmaya devam eder mi?
Hayatlarımız da, inancını yitirdiğimiz yere tekrardan asılarak tutunabilir miyiz?
Bilmiyorum. Aslında bu aralar bir çok şeyi bilmiyorum.
Ne bu, bir çıkmaz mı? Yoksa sadece bir yanılgıdan ibaret mi?
Veyahut hiç affetmem dediğiniz biri oldu mu? Olmuştur elbet. Sonuç? Affedebildiniz mi?
Ben yapamıyorum. Affedemiyorum. Ben sana hakkımı helal etmesem benden uzakta yaşar mısın? Hayatımdan, sevdiklerimden uzak durabilir misin?
Son kez, sadece son kez öbür dünyada benden helallik isterken karşılaşalım. Ama bir şey değişmeyecek biliyor musun? Ben ne bu dünyada ne de öbür dünyada sana hakkımı helal etmeyeceğim.
Dilerim ki, benim ve sevdiklerimin değerini bilmediğin, canını acıttığın, gözyaşlarını akıttığın her saniye için ömür boyu taşıyacağın, vicdan azabının yüküyle yaşlanırsın.
Senin için tek dileğim bu, keşke hiç olmasaydın.
-birazcık iç dökme seansıydı