viucheri

Ölüm kokuyor.

viucheri

Yazık ettim hayatımın çıkmaz sokağında bulduğum naif cümlelerine. Bir şarkının en heyecanlı saniyelerinde terk ettim seni, gökyüzünden birkaç yıldız cepleyip adımladım ve uzaklaştım. Her gece yanmasını bekledim yıldızlarının. Yanmadı, eskisi gibi aydınlatmadı suratımı, bir karartı bıraktı ve boşluğa savrulup gitti benden. Sözlerime astığın kulaklarından koleksiyon yaptım, kuruttum seni ama eskitmedim, çiçeğim. Dudaklarının kıvrımına bıraktığım öpücüklerimin şerefine kurdum bu cümleleri. Parmaklarım kalemi, bileğini kavradığı gibi kavradı, ses etmedim zihnimde sevişen bedenlerimize. O pürüzsüz, beyaz bacaklarının arasında bulduğum hayatı kaybettim ben çiçeğim, senden kendimi alamadım diye terk ettim seni, benlerinden sonsuza dek öpemeyeceğim diye terk ettim. Yüzün gülsün diye yaptım sevgilim. Âşk için yaptım, âşkımız için yaptım. 

viucheri

Öfkeyle can bulmuş bir ruhun ağırlığını taşıyan o bedendeyim. Ellerim kana, yüzüm beyaza bulanmış. Ayrıntıların karmaşasında boğulurken, yepyeni bir sayfa açıp kustum tüm aklımı. Yetmedi, gözlerimi yumup gökyüzüne yükseldiğimi hayal ettim. Sonra bir anlığına yeryüzüne geri düştüm. Nabzım hızlı, parmak uçlarım soğuk; duvarlar gri ve sigaram yanık. Tüm başrolleri öldürdüler bu gece, tüm yazarları idam ettiler. Kalemi olan herkesi kesip, biçtiler. Ben de evimde oturup, mürekkebin ta kendisi oldum. Adım attığım her yere imzamı bıraktım, bu ağırlığı taşıyan bedenin hakkını verip; öfkemi anlattım onlara. Ama beni idam etmediler. Ölmedim. Neden ölmedim?