bazen kendi kimliğimi korumama yardımcı olan tek şey odamın duvarlarına yapıştırdığım posterlerden edilme zırhım, renkli saçlarımdan oluşan kaskım, yaralanmış ellerimdeki kabuklarmış gibi hissediyorum. herkes tek tipleştirilmeye çalışılıyor. yapay zeka terapist, oyun arkadaşı, ressam, programcı, müzisyen, öğretmen, falcı oluyor ve gerçek insanlarla görüşmenize gerek kalmıyor. sizin yerinize düşünüyor ve sizin beyninizi geliştirmenize gerek kalmıyor! seçim özgürlüğünüz olduğunu zannediyorsunuz değil mi? mmmm hayır, arasında "seçim" yaptığınız fast food markaları tek çatıda, içecek markaları tek çatıda, gözlük markaları tek çatıda... evsiz insanlardan sadece bir büyük olay kadar uzaktayız ancak milyonerler gibi beslenmeli, giyinmeli, yaşamalıyız değik mi? gerçekten özgür olabilmek için önce gözlerimizi açmalıyız ancak sosyal medyada saçma sapan günler yaşayan mahalle fenomenlerini izledikçe uyku bastırırken nasıl gözlerimizi açabiliriz ki? ama tabii, siz her şeyi yapay zekaya sormaya, her çıkan yeni ürünü almaya, her ay başka bir estetiği trend etmeye devam edin. sonuçta hangi tarikat, alınlarına yazılmış koca bir "biz tarikatız, hadi bize katılıp size dair tüm özelliklerden vazgeçin!" yazısıyla dolaşır ki?